Günümüzde yaz mevsimi gelince hemen hepimizin aklının bir yerinde deniz ya da havuzda serinleme, yüzme planları oluşur. Fakat insanoğlunun temizlik dışında suyla bu tür bir temasın mazisi çok da eski değildir aslında. “Ülkemizde yaygın olarak denize girme alışkanlığının 19. yüzyılın ilk yıllarında başladığı sanılır. Ama bu dönemden önce, seyrek de olsa insanın yüzme-serinleme eylemini ortaya koyan kimi bilgilere de rastlanmıştır.”[1]
1930’lu yıllar ise İstanbul, İzmir ve Ankara gibi kentlerde yüzme havuzlarının inşa edildiği, yüzme spor kulüplerinin kurularak Türk yüzücülerin uluslararası yarışmalara katılmaya başladığı dönemdir.[2] İstanbul’da ve muhtemelen tüm Türkiye’de su sporları için inşa edilen ilk havuz, Büyükdere Havuzu’dur ve 1931 yılında yapımı tamamlanmıştır. 25 metreye 50 metre boyutlarındaki bu havuz, olimpik ölçülerdedir.[3]
Söz konusu dönemde bir yüzme havuzu inşa etmenin herhalde en zor yönü, su ihtiyacını karşılamak olmalıdır. Günümüzde bile havuzların en kritik yönünün suyun devir daimi ve filtrelenmesi olduğu ve 1930’lu yıllarda bu alandaki tekniği günümüzdekine yaklaşmasının mümkün olmadığı düşünülürse bir yüzme havuzunun en önemli ihtiyacının devamlı ve çok yüksek miktarlarda su olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu durumda havuzun su kaynağına yakın olması önemli bir avantaj sağlayacaktır elbette.

Turgutlu’da çok erken bir dönemde inşa edilen ilk yüzme havuzunun su kaynağının hemen dibinde, o günlerde Subaşı denen mevkide inşa edilmesi de tesadüf değildir. Irlamaz Çayı yatağında 1600’lü yıllarda inşa edilen su galerileri, Turgutlu’nun içme suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Çay yatağından galerilere süzülen su, galerilerin içinden kendi cazibesiyle şehre doğru gelmektedir. Suyun fazla gelen kısmı da günümüzde Karpuzkaldıran Parkı olarak adlandırılan yeşil alanın güneyinde galerilerden dışarı salınmaktadır. Bu su, o yıllarda şehri boydan boya geçen Leylek Çayı’nın da iki kaynağından birisi durumundadır. Belki de bu su kaynağının da etkisiyle burada bir yeşil alan oluşturulmuştur. İşgalden kurtuluş günlerini anlatan kimi kaynaklarda burası Belediye Bahçesi kimi kaynaklarda ise Bodos’un Bahçesi adıyla anılmaktadır. Dolayısıyla 1922 yılında bu alanda Bodos adlı bir Rum tarafından işletilen belediyeye ait bir park olduğunu öne sürmek mantıklı olacaktır. Bu alanın ne zaman bir mesire yerine dönüştüğünü ise şu an için bilmiyoruz.
Söz konusu alan, işgalden kurtuluş günlerinde çok önemli bir işleve sahip olmuştur. Turgutlu’nun düşman işgalinden kurtuluşunun hemen ertesinde harekâtı takip etmek ve yönlendirmek amacıyla öncü birliklerin hemen ardından ilerleyen Türk ordusunun kumanda heyeti, burada kurulan karargâh çadırında konaklamıştır. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa ile ordunun üst düzey kurmayları Belediye Bahçesi diye anılan bu alandaki karargâh çadırında İzmir’in düşman işgalinden nasıl kurtarılacağına dair son planlamaları yapmışlardır. Bu olayın hatırasını yaşatmak isteyen Turgutlu Belediyesi, karargâh çadırının kurulduğu alana bir anıt yaptırmayı kararlaştırmıştır.
Turgutlu Belediyesi’nin bu kararı, 22 Mayıs 1935 tarihli bir gazete haberine şu şekilde yansımıştır: “İstiklal Savaşımızda Turgutlu’nun kurtuluş günü olan 7 Eylül 338 sabahı[4] Başkomutan Atatürk ve o zamanki batı cephesi komutanı İsmet İnönü, genelkurmay (büyük erkânı harbiye) başkanı Mareşal Fevzi Çakmak ve diğer generallerimizin iştirakiyle yaptıkları toplantıda İzmir’in istirdat tarzı ve idaresi emrini verdikleri Kasaba Parkı içindeki yerde Turgutlulular bir anıt kurulmasını kararlaştırmışlardır. Bu anıt 7 Eylül 1936’da dikilmiş olacaktır.”[5]

Anıt, haberde belirtildiği tarih olan 7 Eylül 1936’da tamamlanmış[6] ve açılışı yapılmıştır. Belediye, yalnızca anıtı yaptırmakla yetinmemiş; anıtın önüne bir de yüzme havuzu inşa etmiştir. Turgutlu’nun ilk yüzme havuzu olan bu yapı, aynı alandaki su kaynağından yararlanmaktadır. O günlerin yüzme havuzlarının en büyük ihtiyacı böylelikle çözüme kavuşturulmuştur. Anlaşıldığı kadarıyla havuzun inşaatı, anıttan birkaç ay sonra tamamlanabilmiştir. Yeni Asır gazetesinde 6 Nisan 1937’de yayınlanan bir haberde Atatürk’ün buraya gelişine atıfta bulunularak, “O sırada henüz iptidai bir vaziyette bulunan şehir parkının bir ağacı altında bir çadır kurulmuş, İzmir’in işgali için bu yerde bir harp meclisi teşkil edilerek kumandanlara buradan emir verilmişti. // Turgutlulular bu yeri ehemmiyeti tarihiyesiyle mütenasip bir vaziyete sokmuşlar, bu güzel hatırayı mermerden bir anıtla süslemişlerdi. Bu anıt yanında bir yüzme havuzu yapılmıştır. Ağaçlar ve çiçeklerle bezenmiştir.”[7]
Yüzme havuzu kullanılmaya başladıktan sonra bir takım zorunlu ihtiyaçlar ortaya çıkmış ve kimi kurallar konması gerekmiştir. Belediyeye kaymakamlıktan gelen 29.06.1937 tarihli yazıda havuzun erkekler tarafından kullanıldığı ve bu yüzden kadın ve çocukların parktan yeterince istifade edemediği bildirilmektedir. Konu encümene havale edilmiş ve 15.07.1937 tarihli encümen toplantısında şu kararlar alınmıştır:
- Parkın şerafetini ihlal edecek vaziyetten kurtarılmak üzere yıkanmak için gelenlerin elbiselerini koymak ve soyununcaya kadar kendilerini ahare çirkin bir vaziyette teşhir etmemek için müstacelen 15 adet baraka yaptırılması.
- Parkta yıkanacakların yalnız pazar günleri saat 12’ye kadar ve diğer günlerde 16’ya kadar yıkanılmasının usul ittihazı ve hilafında hareket edenlerden 1608 sayılı kanun hükmüne tevfikan 500 kuruş ceza alınması.
- Barakalar yapıldıktan sonra bayanların da buradan istifadesi icap edeceğinden bunlar için de muayyen günlerin tahsisi ve bayanların havuza girmeleri takarrür eylediği takdirde tayin olunacak saatte erkeklerin parka girmelerinin meni hakkında verilecek kararın bilahare teemmül edilmesi.[8]
Kararda anılan barakaların da kısa sürede tamamlandığı ‘Turgutlu’da Modern Havuz’ başlıklı haberden anlaşılmaktadır: “Mıntakamızda şiddetli sıcaklar devam ediyor. Belediye parkında 250 metre murabbaı saha üzerinde 400 ton su istiab eden betonarme bir havuz yapılmıştır. Havuzun betondan soyunma mahalleri ve son sistem atlama yerleri vardır. Her gün yüzlerce kişi bu havuzda yüzmekte ve böylece deniz ihtiyacını tatmin etmekte olduğu gibi sıcaklardan da korunmaktadır.”[9]
Karpuzkaldıran Parkı’ndaki yüzme havuzu, 1970’li yıllara kadar bu fonksiyonuyla kullanılmıştır. Sonrasında ise Fidanlık’ta inşa edilen yüzme havuzu bu işlevi sürdürmüştür. 1990’lı yıllardan itibaren Karpuzkaldıran Parkı’nın peyzajı birkaç defa değişmiş ve havuz son olarak belediyenin 2010’lardaki çalışmasıyla günümüzdeki haline dönüştürülmüştür. Artık burası bir yüzme havuzu değil; öncesine göre derinliği oldukça azaltılmış; yalnızca göz zevkine hitap eden bir süs havuzudur.
[1] Burçak Evren, İstanbul’un Deniz Hamamları, İstanbul 2000, s. 11.
[2] https://www.virasporkulubu.com.tr/yuzmenin-tarihcesi-23 , Erişim: 01.08.2025.
[3] http://www.havuzculardernegi.com.tr/Home/Page/8 , Erişim: 01.08.2025.
[4] Atatürk ve diğer üst rütbeli komutanlar Turgutlu’ya 9 Eylül 1922 günü gelmişlerdir. Bu tarih döneme ait resmî raporlarda ve telgraflarda da açıklıkla görülmektedir ancak Atatürk’ün buraya 7 Eylül günü geldiğine dair yanlış bilgi Turgutlu’da uzun müddet geçerliliğini korumuştur. Bahsi geçen anıtın kitabesinde de bu olayın 7 Eylül’de gerçekleştiği bilgisi mevcuttur. Hatalı bilginin yayılma kaynağı, muhtemelen bu kitabedir.
[5] “Turgutlu’da Bir Zafer Anıtı Kurulması Kararlaştı”, Anadolu gazetesi, 22 Mayıs 1935.
[6] Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için bakınız: Mehmet Gökyayla, “İzmir’in Kurtarılışının Planlandığı Karargâh: Karpuzkaldıran Parkı”, https://www.turgutluyanki.com/izmir-in-kurtarilisinin-planlandigi-karargah-karpuzkaldiran-parki/47068
[7] Rıza Kaya, “Turgutlu’da Atatürk Heykeli – Ortamektep Binası İçin Tören Yapıldı”, Yeni Asır gazetesi, 6 Nisan 1937.
[8] Turgutlu Belediyesi 15.07.1937 tarih ve 97 numaralı encümen kararı.
[9] “Turgutlu’da Modern Havuz”, Haber Akşam Postası, 3 Eylül 1938.
Yorumlar
Kalan Karakter: