YOK OLAN BİR YAPI: HİLAL İLKOKULU
Mehmet Gökyayla
Kurtuluş Savaşı’nın son günlerinde yaşanan yangın, Turgutluluların işgalden kurtulduklarına hakkıyla sevinememesine neden olmuştur. Şehirdeki neredeyse tüm yapılar yangın sonucunda küle dönmüş; burada yaşayan insanların hemen tüm fizikî varlıkları yok olmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu şehrin en önemli ihtiyacı barınma ve kamu hizmetinde kullanılabilecek binalardır. Şehir sakinleri, birkaç yıl içerisinde iyi kötü başlarını sokabilecekleri evlerini inşa etmişlerdir ancak yıllarca bitmeyen savaşlar ve onlarca yerleşim yerinin Yunan ordusu tarafından yakılıp küle çevrilmesi nedeniyle devletin ekonomik durumu kısa sürede yeni binalar inşa etmeye uygun değildir.
Turgutlu’da hükümet konağı olarak işlevlendirilen yapı bile içler acısı durumdadır. 1928 yılında yayınlanan bir haberde geçen, “Kasabamızdaki hükümet binasını ziyaret edenler, her gün bir başka şekilde asar-ı ümranı göze çarpacak derecede terakki ve inkişaf eden yeşil Kasaba’nın şerefiyle gayrı mütenasib olduğunu teessürlerle yad ederler. Hükümet binası Rumlardan metruk bir yerdir.…… Şimdiki bina makam-ı kaymakamiyi, adliye, maliye ve nüfus dairelerini muhtevidir. Fakat bunlar hücre hücre taksimata uğrayarak sığınılmış bir şekildedir. Bittabi daire denemez. Her memur burada mektep sıralarında oturan çocuklar vaziyetinde iş görüyor.”[1] ifadeleri durumun vahametini gözler önüne sermektedir. Hal böyleyken eğitim için ayrılabilen yani okul olarak kullanılan binalar da ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. O erken dönemde Kasaba Kız Mektebi ve Kasaba Erkek Mektebi, Turgutlu’daki eğitim kurumlarıdır.
1927-1928 eğitim yılında Cumhuriyet İlkokulu’nun, hemen ardından da günümüzde Namık Kemal adını taşıyan İsmet Paşa İlkokulu’nun tamamlanarak kendi binalarında eğitime başlamaları, Turgutlu’nun eğitim hayatında önemli bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Ancak bu iki yeni bina da harf devriminin yapılarak tüm yurtta eğitim seferberliğinin başladığı dönemde ihtiyacı karşılayamamaktadır.
Tam da o günlerde kaymakamlık bir özel mülkü kiralamış[2] ve kurtuluş sonrası günlerden itibaren hükümet konağı olarak kullanılan kamuya ait yapı boşalmıştır. Günümüzde Halk Eğitimi Merkezi’nin kullanımında olan bu yapı, Hilal İlkokulu’nun eğitime başladığı yer olacaktır.
Arşiv belgelerinin yetersizliği nedeniyle Hilal İlkokulu’nun tam olarak hangi yılda açıldığını şu an için ne yazık ki bilemiyoruz. Turgutlu İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü arşivinde yer alan ‘imtihan cetvelleri’nde bu okulun adına rastladığımız en eski tarihli belge ise 1932-1933 eğitim yılına aittir. 3 Eylül 1932 tarihli Anadolu gazetesinde yer alan bir haber de yine okulun adına rastladığımız en erken tarihli kaynaklardan bir diğeri olarak önümüzde durmaktadır. Bu habere göre Turgutlu Hilal Mektebi Başmuallimi Rahmi Bey, Akhisar Maarif Memurluğuna tayin edilmiştir.[3] Bu iki belgeden yola çıkarak Hilal İlkokulu’nun en geç 1932 yılında açılmış olduğu ve cumhuriyet döneminde Turgutlu’da eğitime başlayan ilk üç okuldan birisi olduğu sonucuna ulaşabiliriz.
Hilal İlkokulu, o günlerin Turgutlu’sunda çok önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır. 1932-1933 eğitim yılında toplam 398 öğrenci bu okulda eğitim görmüştür. 146 öğrenci 1. sınıfta, 122 öğrenci 2. sınıfta, 68 öğrenci 3. sınıfta ve 62 öğrenci ise 4. sınıftadır. 5. sınıfta öğrencisi olmayan okulun 127 öğrencisi kız, 271 öğrencisi ise erkektir. 1934-1935 eğitim yılında ise toplam öğrenci sayısı 369 olmuştur. 1948-1949 eğitim yılında da 204 öğrenci, Hilal İlkokulu’nda eğitimlerini sürdürmüştür.[4] Aradan geçen zamanda yeni okulların inşa edilmesi sonucunda öğrenci sayısı düşmüş olmalıdır.
1943 yılına dek aynı binada yani bugün Halk Eğitimi Merkezi’nin kullandığı binada eğitime devam eden Hilal İlkokulu, bu tarihte taşınmıştır.[5] Okulun bu yeni binası da yine eski ve hatta tarihî bir yapıdır. O günlerde Turgutlu Halkevi’ne ait olan, şu anda ise eski belediye binası diye bilinen yapının hemen bitişiğinde, Leylak Sokak’a cepheli olan bu bina, 19. yüzyılın sonlarında ‘Ermeni Mektebi’ olarak inşa edilmiştir.
17. yüzyıldan itibaren Turgutlu’da ikamet ettiklerinden haberdar olduğumuz Ermenilerin buradaki kilisesi de muhtemelen 1690’lı yıllarda inşa edilmiştir. Surp Astvatzatzin adını taşıyan bu ibadethane, günümüzde eski belediye binası diye bilinen yapının çekirdeğini oluşturmaktadır. Nasıl ki o günlerde camiler genellikle medrese yani okulu da bünyesinde barındıran bir külliye şeklinde inşa ediliyorsa kiliseler de benzer niteliklere sahiptir. İbadethanenin yanında Rum ya da Ermeni gibi o milletin okulu da yer alabilmektedir. Turgutlu’daki Rum Kilisesi de Ermeni Kilisesi de bu tipolojiye uygun, arazilerinde okullarını da barındıran yapıya sahiptirler.
Devlet Arşivlerinde bulunan 28 Eylül 1892 tarihine ait bir dizi belge, Turgutlu’daki Ermeni Kilisesi’nin yanında yer alan Ermeni Mektebi’nin müceddeden yani yeniden inşa edilmesine dair verilen izin ve ruhsatları içermektedir. Bu belgelerden bir tanesi de dönemin şartlarına göre detaylı bir plandır. Bu plandan anlaşıldığına göre bugün eski belediye binasının bulunduğu adanın şekli günümüze göre biraz farklı olsa da tamamı, kilisenin arazisidir. Bu adada kilisenin dışında başka yapılar da mevcuttur. Adanın güneydoğu köşesinde “harabe meclis odası” diye belirtilen bir yapı vardır. Burayı kilise cemaatinin toplantı alanı gibi düşünebiliriz. Adanın kuzeybatı köşesinde ise üzerine “papazlara mahsus devair” notu düşülmüş bir yapı yer almaktadır. Burayı da kilisede görevli din adamlarının lojmanı olarak anlamlandırmamız yerinde olacaktır. Adanın merkezinde kilise varken güneyde ise müceddeden inşa edilecek okul görünmektedir. Dönem itibariyle Müslüman okullarında olduğu gibi Yahudi, Rum ve Ermeni okulları da kızlara ve erkeklere mahsus olarak ayrılmaktadır. Keza bu yapı da kız ve erkek öğrenciler için ayrı olmak üzere çift girişlidir. Bu adanın çevresi ise suyolları ile sınırlanmıştır. Geçmişte Turgutlu’da şehir içinden küçük küçük birçok akarsuyun geçtiği bilinmektedir. Planda gördüklerimiz de bu tür sular olmalıdır.[6]
19. yüzyılın sonuna gelindiğinde Turgutlu’da Ermeni cemaatine ait Nersisyan ve Cevahirciyan adlarını taşıyan ve rüştiye yani ortaokul derecesinde eğitim veren okullarla birlikte kız ve erkeklere ayrı eğitim veren bir de iptidai yani ilkokul vardır. 1898 yılında Nersisyan Mektebi’nin 50, Cevahirciyan Mektebi’nin ise 82 öğrencisinin yanı sıra kız iptidai mektebinde 22, erkek iptidai mektebinde ise 28 öğrenci eğitim görmektedir.[7]
Kurtuluş Savaşı’nın son günlerinde Turgutlu’da ikamet eden Ermenilerin de Rumların yanında Yunan ordusuyla birlikte şehri terk etmelerinin ardından planda gördüğümüz Ermeni okulu eski işlevini yitirmiştir. Kiliseye yapılan eklemelerle 1938 yılında bu bina halkevi olarak açılınca okul binası da halkevi ile birlikte işlevlendirilmiş olabilir. Ancak bu konuda kesin bilgimiz bulunmamaktadır. Her iki yapı da halkevlerinin gayrimenkullerinin kamulaştırılması sürecine kadar Turgutlu Halkevi’nin mülkiyetinde kalmıştır.
Turgutlu Halkevi’nin kapanması sonrasında 1951 yılında halkevi binasına kiracı olarak taşınan Turgutlu Belediyesi, 4 Aralık 1953 tarihli meclis kararı ile hem halkevi hem de Hilal İlkokulu’nun bulunduğu binaları satın almıştır.[8]
Hilal İlkokulu, çok küçük bir yapıda eğitim vermektedir ve aslında bir okulun sahip olması gereken fizikî şartlara sahip olmayan bu yapıda eğitim faaliyetleri 1994 yılına dek sürdürülmüştür. Yeterli bir bahçesi olmayan bu okulun öğrencileri teneffüslerde rahatça dışarı çıkabilsinler diye son yıllarda okulun önünden geçen Leylak Sokak’ın araç trafiğine kapatıldığını yaşı yeten birçok kişi hatırlayacaktır.
1990’ların başında Piyaleoğlu Caddesi üzerinde ve Hilal İlkokulu’nun yaklaşık 50 yıl boyunca eğitim verdiği binaya çok yakın konumda bir arsa kamulaştırılmıştır. Hemen ardından da Turgutlu’nun önemli hayırseverlerinden merhum Niyazi Üzmez tarafından bu arsa üzerine bir okul binası inşa ettirilmiştir. Eğitim kurumu bu binaya taşındıktan sonra adı artık Hilal İlkokulu değil, Niyazi Üzmez İlkokulu olmuştur. Niyazi Üzmez İlkokulu’nun resmî açılışı 11 Kasım 1994 tarihinde dönemin cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel tarafından yapılmıştır.[9]
Okulun yıllarca kullandığı binayı tahliye etmesinin ardından bu yapı, belediye tarafından Su İşleri Müdürlüğüne tahsis edilmiştir. Yapı, o günlerde yıllar içerisinde geçirdiği tamiratlar sonrasında özgün görünümünden hayli uzaklaşmış durumdadır. Belediyenin halen kullanımda olan hizmet binasının tamamlanmasıyla ise artık bir devrin de sonu gelecektir. Turgutlu Belediyesi, 2003 yılının yaz aylarında yeni hizmet binasına taşınmıştır. Belediyenin taşınmasından sonra belediyeye ait olan ve aynı alanda yer alan Hilal İlkokulu diye bildiğimiz yapı başta olmak üzere dört bina ne yazık ki yıkılmış ve söz konusu alan günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur.
[1] Nejdet Bilgi, “Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Turgutlu (1923-1928): İmar, İnşa, İktisat ve Ziraat Durumu”, 20. Yüzyılda Turgutlu, Turgutlu 2019, s. 274-275.
[2] Bu yapı, günümüzde Turgutlu Kent Müzesi’nin yer aldığı ve Üzümcü Konağı adıyla bilinen yapıdır.
[3] “Maarif Teşkilatında Değişiklikler”, Anadolu gazetesi, 3 Teşrinievvel 1932, s.4.
[4] Tüm bu sayısal veriler Turgutlu İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü arşivindeki imtihan cetvellerinden alınmıştır.
[5] 1943 yılındaki bu taşınmayı, Turgutlu Belediye Meclisi’nin 26/06/1943 tarihli toplantısının zabıtnamelerine dayanarak anlayabiliyoruz. Bu toplantıda Reis Vekili Osman Sümer, “Akşam Kız Sanat Okulu’nun inşasına değin bu çok hayırlı ve memleketimiz için çok nafi müessesenin şimdiden derhal açılması gayesiyle Hilal İlkokulu ittihaz edilen binanın inşaat hitamına değin Kız Sanat Okulu’na tahsisi takarrür etmiştir.” demiştir.
[6] BOA. İ. AZN. / 1-35-1.
[7] İlker Mümin Çağlar, Tanzimat’tan II. Meşrutiyet’e Turgutlu, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi, Manisa 2014.
[8] Turgutlu Belediyesi Meclisi 4 Aralık 1953 tarihli toplantı zabıtnamesi.
Yorumlar
Kalan Karakter: