Tarihî kayıtlara göre Turgutlu’nun 1400’lü yıllarda bir Türk İslam yerleşimi olarak ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. 1531 ve 1575 yıllarına ait tahrirlerde de henüz bir köy olan bu yerleşim yerinde herhangi bir gayrimüslim varlığına rastlanmaz.[1] 18. yüzyıldan itibaren ise nüfus yapısı değişecek; Turgutlu’da Türklerin yanında Rum, Ermeni ve Yahudi toplulukları da varlık göstermeye başlayacaktır.
Bölgenin tarımsal verimliliği ve ticaret açısından cazip konumu, Osmanlı Devleti bünyesindeki çeşitli etnik unsurların burada harmanlanmasına vesile olacaktır. Hem Müslim hem de gayrimüslim nüfus zamanla giderek artacak; 1917 yılına gelindiğinde Turgutlu’nun köyleriyle birlikte nüfusu 45 bine yaklaşacaktır. Toplam nüfusun 39 bin kadarı Müslüman, 4.019’u Rum, 962’si Yahudi ve 418’i de Ermeni’dir.[2] Müslüman nüfusun yaklaşık yarısı, gayrimüslimlerin ise hemen tamamı Turgutlu’nun merkezinde ikamet etmektedir. Müslümanlardan sonraki en kalabalık topluluğu oluşturan Rumların çok büyük bir kısmı son yüz, yüz elli yıl içerisinde Ege adalarından ve Mora’dan bu topraklara göç etmişlerdir.[3] Turgutlu’nun da içerisinde bulunduğu bölgenin yerel hanedanı durumundaki âyan ailesi olan Karaosmanoğulları, tarımsal üretimi arttırmak amacıyla 1770 yılındaki Mora isyanı sonrasında Mora yarımadasından çok sayıda Rum’u Turgutlu ve Manisa yöresine işçi olarak getirmişlerdir. Bölgedeki Rum nüfusun artışı, doğrudan bu olayla ilgilidir.[4]
Turgutlu’daki Yahudilerin tamamına yakını, günümüzün İstiklal Mahallesinde, Rum ve Ermenilerin çok büyük bölümü ise günümüzün Acarlar ve Yılmazlar Mahallelerinde ikamet etmekteydiler. Tüm etnik unsurların kendi bölgelerinde kendi inanışları doğrultusunda yaşamakta oldukları ibadethanelerin konumlarından da anlaşılabilir. Havra, bugünün İstiklal Mahallesi’nde; Ermeni Kilisesi ile okulu şu anda eski belediye binası dediğimiz yapının bulunduğu alanda; Rum Kilisesi ve okulu ise halen hükümet konağının yer aldığı alanda konumlanmıştır.
Geçmişte konularda hane halkının kullanımına yönelik banyo ya da hamamların çok nadir karşılaşılan unsurlar olduğu bilinmektedir. Yalnızca az sayıdaki zengin konutlarında ‘kızma hamam’ denilen, konut yapısından bağımsız ve tıpkı çarşı ya da mahalle hamamlarının olduğu gibi külhan tipi ısıtma sistemlerinin kullanıldığı yıkanma mekânları vardır ve bunlar da elbette toplumsal temizlik ve hijyen için yeterli değildir.
Arapçada ‘ısıtma, sıcak olma’ anlamına gelen ‘hamm’ kökünden türeyen hamam kelimesi, yıkanılan yer anlamına gelmektedir.[5] Halka, umuma açık hamamlar, Roma İmparatorluğu döneminde ortaya çıkıp yaygınlaşmıştır. Mimarî açıdan bütünüyle değişik olsalar bile Osmanlı hamamları da Roma hamamları ile benzer ısıtma sistemleri ile donatılmışlardır. Osmanlı döneminde devletin yayıldığı tüm topraklarda çok sayıda hamam inşa edilmiştir.[6]
20. yüzyılın başlarına ulaştığımızda Turgutlu’da da kullanımda olan 5 adet hamam mevcuttur. Bunlar, halen ayakta olan Koca Hamam ile Hacı Zeynel Camii Vakfı’na ait Tabakhane Hamamı, Hacı Muharrem Camii Vakfı’na ait Alaca Hamam, bulunduğu sokağın adını taşıdığı Bozkurt Mahallesi’ndeki Küçük Hamam ile Gâvur Hamamı’dır.
Tipik Türk İslam mimarisi nitelikleri taşımasına rağmen bir yapının Gâvur Hamamı adı ile anılması, ilk bakışta elbette yadırgatıcı gelecektir. Ancak Osmanlı Devleti döneminde gayrimüslimlerin kullanımı amacıyla ve geleneksel hamam mimarisi özellikleriyle ülkenin birçok yerinde bu gibi yapıların inşa edildiği bilinince başlangıçta yadırgatıcı gelen bu olgu, daha anlaşılır olacaktır. Halen benzer özelliklere sahip ve yine Gâvur Hamamı adını taşıyan yapılara Akşehir, Antalya ve Afyonkarahisar gibi kentlerde de rastlamamız mümkündür. Turgutlu’da Avukatlar ve Çayla Sokakların kesişiminde yer alan Gâvur Hamamı da bu örneklerinden bir tanesidir.
Turgutlu Gâvur Hamamı, günümüze ne yazık ki özgün hali ve işleviyle ulaşamamıştır. Kurtuluş Savaşı’nın son günlerinde Yunan birliklerinin Türk ordusunun önünden çekilirken birçok yerde olduğu gibi Turgutlu’da da çıkardıkları yangınlar, buradaki diğer binlerce yapı gibi Gâvur Hamamı’nı da neredeyse yok etmiştir. Hamamın yangından sonraki günlere ulaşabilen bölümü yalnızca sıcaklık ana mekânıdır.
1931 yılında Turgutlu Belediyesi, bu yapıyı kamulaştırıp gerekli tadilatlarını yaparak yine bir hamam olarak çalıştırmak istemiştir. 31 Ocak 1931 tarih ve 33 numaralı encümen kararına göre yangın sonrasında hazırlanan yeni şehir planına göre hamamın arsası üçe bölünmüş ve bu parseller evleri yanan vatandaşlara taksim edilmiştir. Hak sahiplerine başka yerlerde arsalar verilerek hamam arsasının belediyece kamulaştırılması ve buranın kendi işleviyle yeniden çalışır hale getirilmesi halk sağlığı için bir gereklilik olarak görülmüştür.[7] İki ay kadar sonra, 26 Mart 1931 tarihli bir başka kararda görüldüğü üzere ise Gâvur Hamamı’na ait olup üçe bölünen alandaki parsellerden en azından bir tanesinin kamulaştırması gerçekleşmiştir.[8] Ancak anlaşılan odur ki arzu edilen amaca ulaşmak mümkün olamamıştır.
Gâvur Hamamı ile ilgili bir diğer tarihî kayıt da 1949-1950 yıllarında hazırlanan Turgutlu imar planına düşülen nottur. Planın ilgili paftasında hamamın yer aldığı parselin üzerine, “bu hamam tamir edilerek kullanılmalıdır” şeklinde not düşülmüştür. Planın hazırlandığı dönemde çarşı hamamlarının halen revaçta olduğu, yıkanma ihtiyacının büyük ölçüde buralarda karşılandığı ve giderek büyüyen Turgutlu’da yalnızca Koca Hamam, Küçük Hamam ve Alaca Hamam’ın çalıştığı düşünülürse plana not olarak düşülen öneri, son derece yerindedir. Fakat ne yazık ki bu öneri de uygulamaya geçirilememiştir.
Nihayetinde 18. yüzyıl sonu ya da 19. yüzyılın başlarında inşa edilen[9] Gâvur Hamamı’nın kurtuluştan sonraki günlere ulaşabilen sıcaklık kısmı, 2020’lere dek metruk bir halde kalmıştır. Onlarca yıl boyunca çocukların oyun alanı olan yapı, çeşitli olumsuzluklar ve 1990’lı yıllarda yaşanan ufak çaplı yangınlardan dolayı çevresi için tehlike oluşturur hale gelmiştir. Bundan dolayı yapının duvarlarındaki açıklıklar, tuğla örülerek kapatılmıştır. Sonrasında ise Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün yapının tahsisini almasıyla bu önemli tarihî eserin kaderi değişmiştir.
Kubbesinde yer alan ve aydınlatma işlevi taşıyan fil gözleriyle, niş şeklindeki halveti ve kirpi saçaklarıyla kendine has nitelikleri bünyesinde toplayan Gâvur Hamamı’nın restorasyon projesi 2018 yılında hazırlanmıştır. Yapının ayakta kalabilen kısmının tüm özgün niteliklerinin korunduğu restorasyon projesi ile burasının çocuk kütüphanesi işlevi kazanması hedeflenmiş ve bu doğrultuda özgün yapının yanına büyük ölçüde camdan oluşan bir de okuma salonu yapılması önerilmiştir.[10] Projenin koruma kurulu tarafından onaylanmasının ardından restorasyon inşaatına başlanmış ve yaklaşık yüz yıldır metruk kalan yapı inşaatın tamamlanmasının ardından 2025 yılında Turgutlu Çocuk Kütüphanesi olarak hizmete açılmıştır. Hem yapının orijinal niteliği hem de çok nitelikli bir proje doğrultusunda gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sonrasında Gâvur Hamamı, yeni işleviyle bölgede örnek alınması gereken tarihî yapılardan birisi olmuştur.
[1] Feridun Emecen, XVI. Asırda Manisa Kazâsı, Ankara 2013, s. 211-213.
[2] Yay. Haz.: Erkan Serçe, İzmir ve Çevresi Nüfus İstatistiği 1917, İzmir 1998, s. 6.
[3] Dr. Georgios Nakracas, Anadolu ve Rum Göçmenlerin Kökeni, İstanbul 2003, s. 100.
[4] Mehmet Gökyayla, Hasancan Eralaca, Mustafa Altınbaş, Genel Hatlarıyla Turgutlu Tarihi, Turgutlu 2023, s. 88.
[5] Semavi Eyice, “Hamam”, TDVİA, 5. Cilt, s. 402.
[6] Semavi Eyice, a.g.m., s. 402-403.
[7] Turgutlu Belediyesi 31 Ocak 1931 tarih ve 33 numaralı encümen kararı.
[8] Turgutlu Belediyesi 26 Mart 1931 tarih ve 90 numaralı encümen kararı.
[9] Dr. Ahmet Küçük, “Manisa Turgutlu İlçesindeki Osmanlı Hamamı Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon Elektrik Ve Makine Projelerinin Hazırlanması İşi Raporu”, s. 24.
[10] Dr. Ahmet Küçük, a.g.m., s. 55.
Yorumlar
Kalan Karakter: