SAĞLIK SİSTEMİ
Tuncel Yılmaz
Sağlık sisteminin geldiği durumdan, hastanelerin kalabalıklığından ve istediğimiz branştarandevu alamamaktan dolayı hepimiz zaman zaman şikâyet ediyoruz. Şikâyetlerimiz de çoğunlukla boşuna olmuyor. Yalnız burada benim aklımı kurcalayan, içinden çıkamadığım bazı konular da mevcut.
Geçmişte sigorta sistemine göre farklı hastanelere gidilirken, SSK Hastanesi denen ilginç yapılarda kurumun öngördüğü ilaçları almak mecburiyetindeyken ve hastanelerimizin kapasitesi de bugünkü kadar yüksek değilken genellikle bir günde halledebiliyorduk hastanedeki işlerimizi. Tahlili, röntgeni ya da ultrasonu bir şekilde gün içinde tamamlanıyordu. Şimdi ise hastane kapasiteleri geçmişe göre kat be kat artmışken ve sistemin her alanı dijitalleşmiş olmasına rağmen bekleyip duruyoruz.
Bu anlattığım tabloda ben devleti ya da ilgili bakanlığı suçlu bulma taraftarı değilim. Bana sorarsanız kabahatin önemli bölümü biz, vatandaşlarda. Hepimiz görüyoruz hastanelere gittiğimizde. Ne yazık ki hastanelere gitmeyi, hele hele ilaç yazdırmayı alışkanlık haline getiren çok insan var aramızda. Ciddi bir rahatsızlığı olmamasına rağmen, muhakkak uzman hekime görünmek isteyenler de cabası… Hal böyle olunca sistemin tıkanmaması, verimli bir şekilde çarkların dönebilmesi de ne yazık ki mümkün olmuyor.
Toplumun her alanda ciddi eğitime ihtiyacı bulunuyor. Hangi kamu kurumunun hangi şartlarda ve nasıl kullanılması gerektiği de öğretilmesi gereken alanlardan bir tanesi. Eğer bizler kendi kurumlarımızı verimli kullanamazsak devlet dediğimiz mekanizmadan da farklı bir şey beklememeliyiz. Unutmamamız gereken durum şu: Aslında devletin ta kendisi bizleriz. Biz ne isek devletimiz de o yönde ilerleyecek. Sözün özü, şikâyet edelim ama önce kendimizi değiştirelim.
Yorumlar
Kalan Karakter: