Zaman zaman gazete arşivlerini karıştırdığımda karşıma çıkan isimler, başlıkta gördüğünüz soruyu getiriyor aklıma ister istemez. 1930’lu, 40’lı yılların hatta sonraki birkaç on yılın gazetelerinde öyle köşe yazarları görüyoruz ki Türk basın tarihi araştırmacılarının o günler ile içinde yaşadığımız dönemi bu açıdan da kesinlikle araştırmaları gerektiğini düşünüyorum.
Burhan Felek’ten Sermet Muhtar Alus’a, Refi Cevat Ulunay’dan Çetin Altan’a varana kadar bu isimler, yazdıkları gazetenin tirajını belirleyen, çevrelerinde yazar kadrolarının oluştuğu yazarlar olarak öne çıkıyordu bir zamanlar. Okurların gazeteden ziyade yazar takip ettiği dönemlerden bahsediyoruz elbette.
Her hafta beş altı, hatta bazen daha çok köşe yazısı, fıkra yazan bu yazarların birçoğu aynı zamanda hikâyeler, romanlar da yazmışlar. Yazarlığın bir bütün olarak görüldüğü o dönemlerde geçimlerini sağlayabilmek adına yazma becerileriyle yapmadıkları kalmamış bir bakıma.
Çetin Altan’ı herhalde bu kuşağın son ismi olarak kabul etmemiz gerekiyor. Sonrasında birçok nedenden dolayı o tür yazarlığın sona erdiğini görüyoruz.
İmkânınız varsa mutlaka arşivleri karıştırıp bu isimlerin yazılarına bir göz atmanızı dilerim. Nefis bir dille hangi konudan yazarlarsa yazsınlar kendilerini okutan bu yazılar, yazıldıkları yılların ruhunu da günümüze yansıtır durumdalar.
Yaşamın her alanında olduğu gibi gazeteler ve yazarları da o yıllardan bugüne gelinene dek çok değişti. Bu değişimin olumlu ya da olumsuz olduğunu söylemek için henüz erken belki ama şu bir gerçek: Artık sosyal medya sayesinde hepimiz yazar olduk. İşin bu kısmı, pek de iyi olmadı bana sorarsanız…
Yorumlar
Kalan Karakter: