Sanatın her alanında olduğu gibi müzik için de geçerlidir: Küçük yaştan itibaren bu alanda geliştirilecek zevk, bireyin geleceğinde ona ayrıca yön verecektir. Tam da bu yüzden okullarımızda müzik dersleri çok küçük yaşlardan itibaren çocuklarımızın eğitim programlarına dâhil ediliyor. Fakat ne yazık ki bu dersler hem öğrenciler hem de genellikle veliler tarafından çok da ciddiye alınmıyor. Çok daha önemli olduğu düşünülen, doğrudan sınavlara yönelik başka dersler varken müzik dersi genellikle ikinci plana itiliyor. Tıpkı resim dersi gibi…
Sanattan keyif alabilmek, bireyin tüm hayatında farklı bir bakış açısı geliştirmesine vesile olur. İnsanın çevresine ve çevresinde yaşananlara sadece bakmaması, aynı zamanda baktıklarını sağlıklı bir şekilde yorumlayabilmesi ve gördüklerinde var olan derinliği algılayabilmesi ancak sanat zevkiyle mümkündür.
Evet, bazı insanların bu yönü çok daha kuvvetlidir ve bakışları da o doğrultuda daha güçlüdür. Ancak belirli bir noktaya kadar herkesin sanat zevki gelişebilir. Bu da ancak ve ancak eğitimle mümkündür. Günümüzde eğitim sistemimizin tamamı, öğrencileri çeşitli sınavlara hazırlamak ve o sınavlarda başarılı olmalarını sağlamak üzerine kurgulanmış durumda. Bu, hem özel okullarda hem de devlet okullarında geçerli olan sistem. Hal böyle olunca da başlangıçta ifade ettiğim noktada tıkanıp kalıyoruz. Öğrenciler, kendilerine sınavlarda doğrudan yararlı olmayacak derslere olan ilgilerini kaybediyorlar. Halbuki örneğin herhangi bir enstrüman çalan, kaliteli müziğin farkına varan insanlar, sınavlar haricinde de yaşamaktan nasıl keyif alacaklarını daha rahat idrak edeceklerdir. Keşke yeni nesilleri bunları göz önünde tutarak yetiştirebilsek…
Yorumlar
Kalan Karakter: