Yüzlerce yıldır sorulan bir soru bu. Coğrafya kader midir? Bana kalırsa elbette kaderdir. Kendi belirleyemediğimiz her şey, kontrolümüz dışında gerçekleşen her şey kaderdir elbette. Biz belirliyor gibi hissetsek de öyledir zaten ama işin dinî yönünü bir yana bırakalım şu anda.
Kendi seçmediğimiz bir toprak parçasında, kendi seçmediğimiz bir zaman diliminde dünyaya geliyoruz ve yaşamımız, ne olacağımız, nasıl bir çevrede büyüyeceğimiz, nasıl şekilleneceğimiz hep buna göre belirleniyor. Coğrafya burada devreye giriyor işte. Bu sorunun kökeninde medeniyet kavramı var aslına bakarsanız. Medeniyetlerin ortaya çıkıp geliştikleri toprak parçalarıyla ilintisi nedir, ilintisi var mıdır; sorularıdır asıl olarak kast edilen. Bu açıdan bakıldığında da coğrafyanın kader olmadığını öne sürmek anlamsız gibi geliyor bana.
Tarih boyunca gelip geçen kavimleri, milletleri ve medeniyetleri düşünecek olursak sorunun cevabı çok daha netlik kazanacaktır. Avantajlı bölgelerde var olan devletler ya da avantajlı toprakları ele geçiren uluslar, hemen her zaman diğerlerine kıyasla çok daha önde olmuşlardır. Tek başına coğrafya değildir tabii ki gelişmeyi, zenginliği belirleyen. Fakat en unsurlardan birisidir.
Bugün de yaşanmakta olan savaşlar, çekişmeler, katliamlar coğrafya nedeniyle gerçekleşmiyor mu? İnsanların hırsları, daha fazlasına sahip olma arzuları yüzünden değil mi tüm bu kıyımlar? Ortadoğu’da yaşananlar, bunun en güzel örneklerinden birisi durumunda ne yazık ki. Daha fazlasına sahip olmak isteğini taşıyan devletler, bölgede egemenlik mücadelesini sürdürüyor yıllardır. Olan o topraklarda yaşayan sivillere oluyor. Filistin’de de böyle, Suriye’de de böyle. Ne yazık ki kısa zamanda da sular durulacak gibi görünmüyor. Coğrafyanın belirlediği kaderi en acı şekilde o bölgelerde yaşayan masum insanlar yaşıyor. Umudumuz ve dualarımız, bu savaşların bir an önce sona ermesi yönünde elbette.
Yorumlar
Kalan Karakter: