3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında Turgutlu Otizmliler Dayanışma ve Hakları Derneği Başkan Yardımcısı Hikmet Murat Yıldırım, engelli bireylerin karşılaştığı sorunlara dikkat çeken önemli açıklamalarda bulundu. Yıldırım, bu özel günün bir “kutlama” değil, toplumun eksik bıraktıklarını görmesi gereken bir yüzleşme günü olduğunu vurguladı.
Yıldırım, 3 Aralık’ın kendileri için hem hesaplaşma hem de dayanışmayı büyütme günü olduğunu belirterek, “Toplumun, kurumların ve sistemin eksik bıraktığı her şeyi masaya koyduğumuz bir gün bu. Engelli değil, engellenen bireyler var. Bizim ilk mücadelemiz bakış açısını değiştirmekle başlıyor,” dedi.
“Temel sorun zihniyet”
Engelli bireylerin Türkiye’de karşılaştığı en temel problemin toplumsal kabullenme eksikliği olduğuna dikkat çeken Yıldırım, engelli bireylerin hâlâ “yük” olarak görüldüğünü ifade etti. Yıldırım, “Asıl engel bireyde değil, toplumun eksik bakış açısındadır. Eğitim, ulaşım, istihdam… Bunların hepsi önemli ama kök sorun zihniyet dönüşümünün yavaş ilerlemesi,” ifadelerini kullandı.
Hak temelli mücadele: “Görünmeyeni görünür kılıyoruz”
Dernek olarak yardım dağıtan değil, hak temelli çalışan bir yapıda olduklarını belirten Yıldırım, ailelerin yaşadığı hak kayıplarında en çok sahada görünür olduklarını söyledi. Eğitim hakkı gasp edilen çocuklardan, hastanede randevu bulamayan ailelere kadar pek çok durumda destek olduklarını ifade eden Yıldırım konuşmasına şöyle devam etti:
“Bizi mahkeme koridorlarında, okul kapılarında ya da bir annenin evinde görebilirsiniz. Sorun neredeyse biz oradayız. Bir okul ‘Bu çocuk bize uygun değil’ diyorsa önce yasayı hatırlatırız, gerekirse mücadeleyi büyütürüz.”
“Eğitim sistemi otizmli çocukları tanımıyor”
Son aylarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran, otizmli bir çocuğun okul müdürü tarafından merdivenden itilmesi olayına da değinen Yıldırım, hukuki süreç devam ettiği için detaya girmek istemediğini belirtti ancak olayın eğitim sisteminin otizmli çocukları tanımadığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi:
“Eğitim sistemi, otizmli çocukları tanımıyor. Tanımadığı için koruyamıyor. Çocuğun hakkını sonuna kadar takip edeceğiz.”
“Otizm hastalık değil, farklı bir varoluş biçimi”
Otizmi bir hastalık olarak görmenin en büyük yanlışlardan biri olduğunun altını çizen Yıldırım, toplumun farklılığı kabul ederek dönüşebileceğini belirtti. Derneğin temel yaklaşımını, “Otizm bir hastalık değil, farklı bir varoluş biçimidir. Buna uygun bir dünya kurulana kadar mücadele edeceğiz,” sözleriyle özetledi.
En büyük güç: Dayanışma
Müzisyen kimliğiyle sahnedeki kolektif enerjiyi, dernekteki dayanışmaya benzeten Yıldırım, “Bir çocuğun gülümsemesi, bir annenin ‘iyi ki varsınız’ demesi bize yetiyor. Hiçbir engelli aile yalnız değil,” diye konuştu.
Topluma çağrı: “Bu bir lütuf değil, insanlık borcu”
3 Aralık vesilesiyle topluma seslenen Yıldırım, engelli bireyleri korumanın bir tercih değil, insanlık borcu olduğunu vurguladı. Otizmli çocukların topluma yük değil, tam tersine zenginlik kattığını ifade eden Yıldırım, “Onlara alan açıldığında toplumun kalitesi yükselir. Bizim derdimiz kaliteli bir toplum oluşturmak,” dedi.
Engelli bireylerin haklarının kâğıt üzerinde kalmasının en büyük nedeninin zihniyet dönüşümünün yavaşlığı olduğunu belirten Yıldırım, yasaların takip edilmesi ve uygulanması için mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
3 Aralık’ın bir hatırlatma günü olduğunu yineleyen Yıldırım, sözlerini şu cümleyle noktaladı:
“Engelli bireylerin hakları vardır; bu haklar ertelenemez, görmezden gelinemez, pazarlık konusu edilemez. Turgutlu Otizmliler Dayanışma ve Hakları Derneği de tam bu çizgide; mücadeleyi, dayanışmayı ve hak aramayı merkeze alan bir örgütlenmeyle yoluna devam edecek. Engelli değil, engellenen bireyler vardır.”
Yorumlar
Kalan Karakter: