Kurtuluşun 103. Yılında Turgutlu’nun Hatırası
Turgutlulu tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. Salih Özbaran, Turgutlu’nun düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümünde kaleme aldığı yazısında yaşanan acıları, direnişi ve yeniden doğuşu hatırlatıyor. İşte Özbaran'ın yazısında aktardıkları...
Turgutlulu tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. Salih Özbaran, Turgutlu’nun düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümünde kaleme aldığı yazısında yaşanan acıları, direnişi ve yeniden doğuşu hatırlatıyor. İşte Özbaran'ın yazısında aktardıkları...
7 Eylül, bir doğum yıldönümü. Kasaba’da (Turgutlu’da) doğmuş ya da oraya göçmüş olanların, hatta o kuşak çocuklarının, torunlarının “memleket” saydıkları vatan parçasındaki yaşanmışlığın ortak yıldönümü. 2013 yılında yazdığım Küllerinden Doğan “Kasaba” Turgutlu kitabımdaki Kurtuluş’u simgeleyen ve Kuruluş’un yolunu açan simge (hayatî) bir tarih.
1940 yılında Turan Mahallesi, İbramcı Parkı’na açılan Bıldırcın Sokağı’nda doğduğum günden 18 yıl önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yurdun dört bir yanından var ettiği ordu ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın askerlik dehasıyla emperyalistlerin işgalinden kurtarılmış Kasaba. İsmet Paşa (sonradan Demokrat Parti döneminde değiştirilen adıyla Namık Kemal) İlkokulu’na 1947 yılında başladığımda ve ilerleyen yıllarda halk desteğini de arkasına aldığını fark etmeye başladığım bir planlamayla, özveriyle, yükseldiğini gördüğüm kent. Gerek 7 Eylül gerekse 23 Nisan ve 29 Ekim Bayramlarında (önce Ahmet Hamdi’nin miras bıraktığı fotoğraflarla gurur duyduğum) İstiklal Meydanı’nda (Koza Pazarı’nda) düzenlenen kutlamalar; gerekse sonraki yıllarda bizzat tanık olduğum (Halkevi, Cumhuriyet İlkokulu ve Hükümet Konağı üçgeninde yer alan) Cumhuriyet Parkı’nda (Ortapark’ta) yapılan törenlerin heyecanıyla büyüdüm. Atatürk Bulvarı boyunca hıncahınç kalabalıkların, iş yerlerini bırakıp caddeye taşan esnaf ve sanatkârların alkışları önünde yürüyen öğrencilerle gurur duydum. Erkek Sanat Okulu’nun boru ve trampet takımının yeri göğü inleten geçişleri; zanaatkârların araçlarıyla halkı selamlayarak geçen bitmeyen gösterileri. Heyecanın ve kıvancın doruğundaki kutlamalar.
Boşuna Değildi O Günlerin, Yılların Kutlamaları!
Boşuna değildi bu kutlamalar ve kıvanç. 1922 yılının 7 Eylül’ünde bir yandan Aydın ilimiz özgürlüğüne kavuşmuştu; diğer yandan emperyalistlerin işgalinden kurtarılmıştı Kasaba. Ve 10-15 yıl içinde modern bir kent ortaya çıkmıştı Turgutlu. Ne var ki, yıllar sonra, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde birkaç sırayı geçmeyen devlet erkânının ve bazı kurum temsilcilerinin 50. Yıl Atatürk Heykeli’ne çelenk koymalarına indirgenmişti yıldönümleri! Turgutlu Belediye Başkanlığı’nın görsel tanıklıkları da içeren yayınları ve benim konuyla ilgili yazılarım, hatta birçok meraklının kaleme aldığı yazılar bir yana, yalnızca o dönemde yaşanılmış ve nakledilmiş acıları yansıtan –her ne pahasına olursa olsun unutulmaması gereken– birkaç alıntıyı yerleştireceğim buraya; çekilen cefaları anımsatacağım; hemşerilerimin nasıl bir felaketi yaşadıklarını, nelere göğüs gerdiklerini hatırlatacağım. Cumhuriyet’in armağan ettiği bu toprak parçası üstünde gezinirken bağımsızlığın, adaletin, laikliğin, sosyal bir hukuk devleti olmanın ve bayındırlığın değerini hiç unutmamalarını dileyeceğim.
Merhum Dr. Niyazi Dinçsoy'un Babasından Aktardığı:
“28 Mayıs (1919) günü Duçluçarşı Meydanı’ndan tellal ‘herkes evine gitsin, kimse sokağa çıkmasın’ anlamında ilanını yaptı. 29 Mayıs Perşembe günü sabahın erken saatlerinde başlayan, Bodos adlı Rum’un fabrikasının sireni başta olmak üzere, bütün Rum, Ermeni kuruluşlarının sesli sistemleriyle birlikte kiliselerin çanları aralıksız olarak çaldılar ve işgali kutladılar. O gece Yunan askerleri, birer mangalık birlikler halinde sokaklarda süngüleri takılı olarak silahlı devriye gezileri yaptılar.”
Merhum Dr. İsmail Erkan'ın Çeşitli Cephelerde Savaşmış Babası Mehmet Akif'ten Dinlediği:
“Her taraf yanmıştı. Çocukluğumu geçirdiğim evimiz kül olmuştu. Ne varsa yanmış, yıkılmıştı. Ailemi Alacahamam’ın karşısında Arap Yusuf’un bahçesinde buldum. İlk eniştem gördü beni. ‘Mehmet gelmiş’ dedi. Annem ‘kim Mehmet’ dedi; şaşırdı, sevincinden kendinden geçti.”
Halide Edip'in 1922 Eylül'ünde Tanık Olduğu Manzara:
“Pencereden, bütün bir şehir cesedi üstünde, bütün kasabanın yersiz yurtsuz halkının evleriyle, çarşı pazarlarıyla, taş yığınları üstünde yeniden hayatlarını kurmak için kaynaştığını görüyordum. […]. Başı sargılı, kolu askılı, koltuk değnekli, peştamala sarılı, beyaz sakallı ihtiyarlar, siyah bıyıklı yiğit delikanlılar, yüzleri örtülü kadınlar görünüyordu.”
Şehit Emine'nin Kocası Anlatıyor, Halide Edip Bildiriyor:
“[…] Nihayet yine patlıcan tarlasında başımıza üşüştüler. Bir taraftan dipçik ve yumrukla beni döverken ben haykırıyordum: ‘Emine yavrum Allah aşkına kaç!’ İki tüfek patladı; iki ihtiyar kadın [evdeki nine ve Emine’nin teyzesi] devrildi […]. Emine bir yanık odunla sağa sola arkamdakilere saldırıyordu. Bir Yunan neferi yanımda kafasına gelen odunla düştü. Ben de durmadan atılan kurşunlarla düştüm. Gözlerim kapanmadan onu ayakta odunla gördüm. Etrafa odunu savuruyor, Yunanlıları yanına sokmuyordu. Sonra onu da iki kurşunla arkasından perişan kan içinde, saçları didik didik, yuvarlandığını gördüm. Sonra ne oldu bilmiyorum. Kırk sekiz saat sonra cesedini ararken henüz sağ bulduk; uğraştık uğraştık. Emine beni ve namusunu kurtardı; ama işte ben kaldım, o öldü.”
Falih Rıfkı Korkunç Ortamı Yansıtıyor:
“Bütün şose boyunca sık sık araba, otomobil ve malzeme enkazına tesadüf ediyoruz. Yollarda insan, at ve deve leşleri nadir değildir. Birçok hendek kurumuş cesetlerle dolu. […] Yirmi bin nüfusu vardı. Şimdi sekiz bin kişi var. Kimisi öldü, kimisi dağıldı, kimisi hicret etti. Ne kadar mesken, dükkân, bina varsa hepsi yandı. Ahali parasız, eşyasız, yiyeceksiz ve hayvansızdır.”
Merhum Arkadaşım Zeki Arıkan’ın Türk Sesi Gazetesinde Bulduğu 17 Temmuz 1923 Tarihli A. Refik İmzalı Haberi:
“Trenimiz kıvrak arazide kâh süratli, kâh yavaş yol alıyor. Menemen’e kadar kıvrak araziyi geçtikten sonra Anadolu’nun en zengin mıntıkasına dahil olmuştuk. Katar Gediz Nehri’nin mecrasını zikzakvari takip ediyordu. Tren hattının sağ ve solu bağ, mısır ve bostan tarlalarıyla muhat (dolu)… Tren bizi iki saat sonra Kasaba’ya ulaştırdı. Mağaza ve dükkânlar hariç sekiz fabrika ve altı bin beş yüz haneyi ihtiva eden bu zengin ve şirin kaza bugün bir yığın topraktır…”
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ocak 1923 Tarihinde (İlk Gelişi 7 Eylül 1922’den Sonra) Turgutlu’ya İkinci Gelişinde Yaptığı Konuşma:
“Biliyoruz ki büyük sefaletler ve felaketler geçirdiniz. Evleriniz yakıldı, hemşehrilerinizden birçoğu şehit edildi. Fakat bütün bu cenk sizin için, heyetiniz için bir ders-i intibah ve teyakkuz [uyanış] olmuştur. Biz bu intibahla çalışacak olursak artık kara günlerin avdetine imkân kalmaz. Milletimiz bu ziyanı az zamanda telafi edecektir. Ve hatta etmiş gibidir (öğrencileri işaret ederek). Kalbimize ümit veren şu karşımızdaki hanımlar ve binlerden fazla ahalimiz, ordularımızı bunlar temin edecektir.”
Turgutlu Belediyesi’nin 7 Eylül 1936 Tarihinde Büyük Park’ta Açtığı Büstün Altına Yerleştirdiği Şükran Yazısı:
“Yüce Atatürk, başbuğu bulunduğu ordumuzca, Güzel İzmir’in düşman elinden nasıl kurtulacağını ve yapılacak sürel [askeri] hareketlerin nasıl yürüyeceğini, işte bu yerde, 7 Eylül 1922’de kararlaştırdı ve yüksek komutanlarına gereken emri verdi.
Turgutlu Urayı [Belediyesi] ilçenin kazandığı bu tarihsel şerefi yaşatmak için bu Anıtı, Ulusun güneşli yarınlarına armağan bıraktı.”
Bu Armağanın Çağrıştırdığı Kurtuluş/Doğum Günü, Tüm Turgutlu Halkına, Hemşehrilerime Kutlu Olsun.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: