1975 yılında Kula’dan Turgutlu’ya göç etmiştik. O zamanki adı Kasaba’ydı.
Çocukluğumun geçtiği Kasaba’da o yıllara ait çok anılarımız var. Çardak Kahve, Selvili Tepe, Fayton Pazarı, Çukur Bahçe, Karpuz Kaldıran Parlı, Limoncu, Camiönü, Altay Meydanı, Hacı Zeynel, İbrahimci, Bayram Yeri, Top Sahası, Tukaş, Leylek Kiremit Fabrikası, Tuğla Ocakları…
Taban simidi, el arabasında satılan o güzel dilimlenmiş salatalıklar, Şambalı Tatlısı, Ekmek Dolması, Leblebi Tozu…
Ramazan ve Kurban Bayramı arefesinde sokaklarda komşulara dağıtılan pişiler, tavuklu pilav ikramları, önemli günlerde lokma döktürme, mevlid okumaları, ölenin arkasından 7 gün her akşam kadınların okumaları, mezarlık ziyaretleri,
İstasyon üstünde o zamanki 19 Mayıs İlkokulu altında karşı köşede sabahları Amele Pazarı kurulurdu. Ovaya çalışmaya gidecek herkes o pazarda toplanır, patronlar gelir ve oradan ameleleri seçer, traktörlerin kasasına bindirir çalışmaya tarla ve bahçelere götürülerdi. Sabahları Amele Pazarı ana-baba günü gibi kalabalık olurdu. Orada bekleyip işe gitmek için günleri hatırladım.
Alankuyu’da Muhtar Mehmet abinin gevrek fırını vardı. Oradan 100-150 simit alır, ahşap simit tablasına özenle döşer ve akşama kadar dolaştırıp “simit, gevrek” diye bağırarak satardık. Elimizde kalan üç beş kuruşu okul harçlığı ederdik.
Evimiz İstasyon’a yakındı. Trenin geçeceği saatlerde toprak küçük su testisine (bardak)su doldurur ve trenin istasyonda durduğu 5-10 dakika içinde vagonları dolaşır su satmaya çalışırdık. “su içen! Su içen!”
Seyyar dondurmacı, seyyar şambalici, seyyar manav, seyyar bohçacı…Herkes ekmeğinin peşindeydi. Destancı diye bir meslek vardı. Yazılan destanları teksir kapısına bastırıp, boyunlarına astıkları teyipte destan okunur hediyesi 25 kuruş diye sayfa sayfa satılırdı. Turşucular, bozacılar unutuldu. Yapı Kredi Bankası karşısında seyyar muhallebici vardı, üzerine pembe şerbet dökerdi.

Devlet hastanesi evimize yakındı. Yanında huzurevi (o zamanki adıyla Düşkünler Yurdu) vardı. Tukaş Salça Fabrikası o bölgedeki en büyük fabrikaydı. Genelde kadınlar çalışırdı. Kasabada 100 civarında blok tuğla ve kiremit fabrikası, dolu tuğla ocakları vardı. Şehrin içinde pamuk çırçır fabrikaları vardı. O dönemde şimdiki Öğretmenevi yanında demirciler çarşısı vardı.
Toplu taşımada mahalle dolmuşları vardı. Hastane mahallesine Dolmuşçu Mustafa abi çalışırdı. Öğrencilere kolaylık sağlardı. Eşyalar genelde at arabaları ile taşınırdı. Yeni buzdolapları ilk defa at arabaları ile evlere girdiler. Siyah beyaz televizyonlar hakimdir. Renkli televizyonlar sonradan çıktı. Saati tamircileri, ayakkabı tamircileri, televizyon tamircileri, tenekeciler, tespih ve tespih ipi satanlar, sırt tulumbası atölyeleri, helvacılar, yorgancılat artık kaybolmaya yüz tuttular. Mesleklerinin son temsilcileri göç etti ya da işi bıraktılar.
Kasaba mehteran okuludur. Manisa hatta Ege Bölgesinin en çok mehter takımı burada bulunur.
Konak Sineması ve Saray Sineması ve bir de açık sinema vardı. Güzel filmler olur, arkadaşlarımızla giderdik. Top sahasında maç olduğu günlerde maça girmeden önce seyyar köftecide ekmek arası köftenin tadını hala bulamadım.
12 Eylül öncesi en çok çatışmaların yaşandığı yerlerin başında Kasaba geliyordu. Çok canlar yandı. Çok analar gözyaşı döktüler. Kardeşi kardeşe, komşuyu komşuya, aşağı mahalleyi yukarı mahalleye düşman ettiler. O günleri kimse hatırlamak istemiyor.
Kuş gelirken evlerde turşu kurulur, tarhana yapılır, meyve ve sebzeleri kurutulur kış hazırlıkları yapılırdı. Odun ve kömürler alınır, çuvallanarak kömürlüklere doldurulurdu. Her evin çatısı salça ve kurutulacak meyve ve sebzelerle dolu olurdu.
Turgutlu’nun can eriği, şeftalisi, helvası, Şam Tatlısı, ekmek dolması meşhurdur.
Evlerin bahçelerinde kümeslerde tavuklar bakılır, meraklı olanlar çatılardan güvercin uçururlardı. Her vin bir kedisi vardı.
Sokaklarda akşam üzerleri kadınlar tahta tokmaklar üzerine oturur komşularla sohbet ederler ve akşam çaylarını içerlerdi. Çocuklar sokak aralarında seksek, yakantop, kör ebe, saklambaç, meşe oynarlardı. Okuldan gelip annesinin pişirdiği yemeğin salçasına bandırarak verdiği ekmekle karnını doyuran çocuklar akşam ezanında evlerine girene kadar sokaklarda oyun oynarlardı. Sokaklar da insanlar da güvenliydi.
Mahallenin bakkalı her ihtiyacı görürdü. O herkesi tanırdı. Alınan her şey bakkalın defterine yazılır hafta sonunda veya ay sonunda ödeme yapılırdı. Kalem şeker, gofret, bisküvi arası lokum, leblebi şekeri, çiğdem, bisküvi tozu, ekmek, tepside kilo ile yoğurt, çay ve şeker satılırdı. Kese kağıdı ve kağıt külah kullanılırdı.
Pazartesi günleri şu anki çarşı merkezinde pazar kurulurdu. File ile ya da pazar arabası veya pazar çantası ile pazara gidilir ve bir haftalık ihtiyaçlar alınırdı.
Çalışkan Turgutlu’nun o zamanki çalışkan insanlarına selam olsun. Ölenlere rahmet, kalanlara sağlık diliyorum. Ne günlerdi!
O günleri hatırlayanlar akılda kalanları yazarsa sevinirim.
Dr. Muzaffer Yurttaş
Yorumlar
Kalan Karakter: