Reklam
Reklam

Zirve Dağcıları Söke -Priene– Davutlar (Z Yolu) Parkurundaydı

GÜN daha ağarmamış, Zirve dağcıları sabahın 6’sında Söke’ye doğru yola koyuluyorlar. 2,5 saate yakın süren yolculuğumuz sonunda Söke öğretmen evine varıyoruz.

Reklam
Zirve Dağcıları Söke -Priene– Davutlar (Z Yolu) Parkurundaydı
05 Şubat 2014 - 18:18 - Güncelleme: 05 Şubat 2014 - 18:46

Zirve Dağcıları Söke -Priene– Davutlar (Z Yolu) Parkurundaydı

GÜN daha ağarmamış, Zirve dağcıları sabahın 6’sında Söke’ye doğru yola koyuluyorlar. 2,5 saate yakın süren yolculuğumuz sonunda Söke öğretmen evine varıyoruz. Çaylarımızı içip kahvaltılarımızı yaptıktan sonra Aydın Zirve dağcılarıyla buluşmak üzere Güllübahçe’ye geliyoruz. Buluşma samimi bir ortamda ve dostça bir havada gerçekleşiyor.

Söke – Davutlar parkurunu Aydın Zirve dağcılarıyla birlikte yürüyeceğiz. Hazırlıklar tamamlanıyor. Aydın Zirve dağcılık lideri Ayhan arkadaşımız parkurla ve yürüyüşle ilgili kısa bir açıklama yaparak uyulması gereken kuralları hatırlatmasının ardından yürüyüşe başlıyoruz.

Kısa bir tırmanışın ardından her bir yanı tarih kokan, her bir yanı kültürel miraslarla dolu olan Priene Antik kentine varıyoruz.

Priene Antik kentinin İyon Uygarlığı tarafından kurulduğunu öğreniyoruz. Bir liman kenti olarak kurulmuş, deniz kıyısında olan kent artık denizin çok uzağında. Priene’de dolaşırken MÖ.6.yüzyıllarda nasıl bir şehircilik anlayışı olduğunu, su kanallarını, kanalizasyon tertibatını, yolların ve yapılaşmanın ne kadar düzenli olduğunu, toplantı yerlerini, anfi tiyatroyu, tapınağı hayretler içinde izliyoruz.

Yolumuz uzun, kral yolunu takip ederek Priene’den kaya tırmanışına devam ediyoruz. Yukarıya doğru çıktıkça heyecanımız artıyor. Dar kaya geçitlerinde yardımlaşıyoruz. Aşağı doğru baktığımızda ise muhteşem bir manzarayla karşılaşıyoruz. Tam önümüzde Büyük Menderes havzası, sol tarafımızda Bafa gölü sağımızda Ege denizi. Bu manzara anlatılmaz ancak yaşanır. Arkadaşlarımız bu muhteşem manzarayı makinelerine ve cep telefonlarına kaydedip ölümsüzleştiriyorlar.

Tırmanışa devam ediyoruz. Tepenin doruklarına vardığımızda eski bir şehir kalıntılarıyla karşılaşıyoruz. Önceleri burada kale ve kralın yerinden söz ediliyor. Ama yerle bir olmuş. Dikkatli bir şekilde inceliyoruz. Tarih ve kültür miraslarımızın nasıl harap edildiğini ve korunamadığına şahit oluyoruz.

İyon Uygarlığından sonra sırasıyla Persler buraya hakim oluyor. 155 yılında Romalıların şehri Bergama (Pergamon) ve Kapadokya krallarının elinden kurtardığı söyleniyor.

Burada en önemli yapıt Athena tapınağının mermer sütunları hala dimdik ayakta bütün haşmetiyle duruyor. Priene Roma ve Bizans yönetimi altında zengin bir şehir olarak kaldı. MS. 13. Yüzyılda şehir Türklerin eline geçti.

İngilizler 1765 ve 1868’de taraçalanmış planlı şehrin kalıntılarını araştırma ile görevli bir grup gönderiyor.Bu grup ve Berlin müzesinden Theodor Wiegond(1895-1899)’ın çalışmalarından sonra şehrin tamamen soyulduğu ve harap edildiği ortaya çıkıyor.

Bu bölgede birçok uygarlık gelip geçmiş, Priene, Milet, Efes gibi antik dünya miraslarına sahip bir ülkenin tarih, kültür ve turizm açısından ne kadar değerli olduğunu herhalde anlatmaya gerek yok.

Neyse, biz yürüyüşümüze devam ediyoruz. Doğa harikası o kadar güzel yerlerden geçiyoruz ki yorgunluğumuzu unutuveriyoruz.

Birden karşımızda eski manastır. Kuruluşu 11ve 13.yüzyıllara dayandığı belirtiliyor. Kubbesi kurşunla kaplı olduğu için “Kurşunlu Manastırı” adını aldığı söyleniyor. Ancak tarihe ve kültüre karşı kıymet bilmezliğimiz bir kez daha karşımızda. Bu kültür mirasımızı da ne yazık ki koruyamamışız.

 Kurşunlu Manastırından ayrılırken karışık duygular içindeyiz. Yürüyüşümüz sürüyor. Davutlara varabilmemiz için daha 1,5-2 saate ihtiyacımız var.

Çeşitli ağaçlarla kaplı sık bir ormana dalıyoruz. Muhteşem bir orman havası ve bol oksijen alarak yolumuza devam ediyoruz. Öyle bir yere geliyoruz ki içimiz cız ediyor. İncecik bir derenin yatağı genişletilerek orman talan edilmiş. Anlıyoruz ki ve görüyoruz ki bu talanın nedeni baraj yapmak içinmiş!

Yazık, güzelim doğa para hırsı ve rant yaratma uğruna yok ediliyor. Bu güzergahı bir daha kullanabilecek miyiz sorusu aklımıza takılı veriyor.  Doğa acımasızca katlediliyor.

Söke-Davutlar yürüyüşümüz Davutlar Radon kaplıcalarının önünde sona eriyor. Vakit çok ilerlediği için kaplıcaya giremiyoruz. Aydın’lı arkadaşlarımızla vedalaşıp ayrılıyoruz. Başka parkurlarda da birlikte olma dileklerimizi karşılıklı olarak belirtiyoruz.

13 saat süren yolculuğumuz sonunda aracımızda şu konuşmalara şahit oluyoruz. Bu yürüyüşe katılacağını belirtip, gelmeyen arkadaşlarımıza sitemlerimizi ve neleri kaçırdıklarını hatırlatmamız gerektiği, gelemeyecek olanların mutlaka lidere dönüş yapmalarının gerektiği, yürüyüşe katılan tüm Zirve dağcılarının ortak görüşü olarak benimsenmiştir.

Önümüzdeki Pazar günü Zirve dağcıları Manisa Köseler-Aigai ( Ege’ ye adını veren kent)  yürüyüşünü gerçekleştirecektir.HABER MERKEZİ

 

 

 

 

DİKKAT Tüm Hakları saklıdır! Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf ve video görüntülerin ve sair dokümanların hakları Yedieylül Gazetecilik ve Matbacılık LTD.ŞTİ’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılabilecektir.
Bu haber 11693 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum