Tarih boyunca gerçekleşen savaşların sonuçları ilk olarak siyasi boyutlarıyla aklımıza gelir. Şu savaşın sonucunda ülkelerin sınırları değişmiştir, devletler yok olmuştur, yeni bir egemen güç türemiştir vs. tarih derslerinde öğretilenler genellikle bunlardır. Oysa hemen aklımıza gelmeyen belki de en önemli nokta insana dair olandır. Büyük çaplı savaşlar, tarih boyunca büyük çaplı göç hareketlerine neden olmuşlardır. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yaklaşık bir yıl boyunca devam eden 93 Harbi de bu savaşlar arasındadır.
1877-1878 yıllarında Kafkas ve Balkan Cephelerinde çok kanlı muharebelerin yaşandığı 93 Harbi, yüz binlerce kişinin ölümü ve bir milyondan fazla, hatta belki de iki milyona yakın Osmanlı vatandaşının yer değiştirmesine neden olmuştur. “Kaynaklarda farklı rakamlar yer almakla birlikte 1877-1878 Savaşları sırasında ve sonrasında Balkan topraklarında 250.000 ile 300.000 arasında Müslüman / Türk katledilmiş, bir buçuk milyon kadar kişi de göçmen durumuna düşmüş ve Osmanlı Devleti’ne sığınmak zorunda kalmıştır.”[1] Burada verilen sayıların yalnızca Balkanlara dair olduğunu, bir de Kafkasları düşünmek gerektiğini belirtmekte yarar vardır.
Can kayıpları bir yana bu kadar yüksek sayıda bir göçmen kitlesiyle karşılaşmak Osmanlı Devleti için hiç de kolay olmamıştır. Başlangıçta muhacirlerin ilk olarak İstanbul’da konaklatılıp daha sonra belirlenecek iskân mahallerine sevk edilmeleri düşünülmüştür. Fakat göç eden kitleler öylesine kalabalıktır ki, “muhacirlerin İstanbul’a alınıp, kayıtlarının tutulması yerine, muhacirlerin nerede olursa olsun en kısa yoldan bir an evvel daimi iskân mahallerine sevk edilip, iskân edilmeleri politikası benimsenmiştir.”[2]
Söz konusu muhacir kitlelerinin bir kısmı da Turgutlu ve çevresinde iskân edilmiştir. Anılan dönemde Turgutlu çevresindeki çok verimli tarım arazilerinin tamamı işlenebilir durumda değildir. İşgücü yani nüfus buna yeterli gelmediği için halen sahipsiz araziler mevcuttur. Turgutlu’nun önemli ticaret yollarının ve demiryolu hattının üzerinde bulunması, üretilecek tarım ürünlerinin rahatlıkla şehir dışına ulaştırılabilmesini sağlamaktadır. İskân merkezlerinden birisi olarak Turgutlu’nun seçilmesinde bu etkenler rol oynamış olmalıdır.
İşgalden kurtuluşun hemen öncesinde yaşanan Yunan yangını, yapıların yanında yerelde bulunabilecek olan tüm arşivleri de yok etmiştir. Dolayısıyla şu anda 93 Harbi muhacirleri ile ilgili yerel bulunması muhtemel hiçbir arşiv belgesi elimizde olmadığı için sürecin nasıl yönetildiğini de tam olarak bilemiyoruz. Ancak yine de 1908 yılına ait Aydın Vilayeti Salnamesi’nde yer verilen bazı bilgiler, göçlere ve muhacirlerin iskânına dair bize önemli bilgiler sunmaktadır. Söz konusu resmî yıllık yani salname, savaşın sona ermesinden 30 yıl sonrasına aittir. Bu zaman diliminde iskânın artık her yönüyle tamamlandığını ve muhacirlerin yeni memleketlerindeki hayatlarına çoktan başlamış olduklarını düşünebiliriz.
Salnamede “Kasaba kazasında muhacirin-i İslamiye için teşkil olunan kurranın adedi ile iskânı icra olunan muhacirinin miktarını mübeyyen cetveldir” başlığıyla sunulan tabloda iskân mahalleri ve sakin sayıları aktarılmıştır. Buradaki verilere göre Turgutlu merkezinde oluşturulan Hamidiye Mahallesi’ne 1.366, ilçe merkezine bağlı Boşnak Tepeköy kariyesine 133, Ilıca nahiyesine tabi Burhaniye’ye 137, Ilıca’ya tabi Orhaniye’ye 57 ve yine Ilıca’ya tabi Bayezid kariyesine de 77 muhacir yerleştirilmiştir.
Turgutlu ilçe merkezinde dönemin padişahı II. Abdülhamit’e izafeten Hamidiye adıyla kurulan mahalle, yaklaşık olarak günümüzün Kurtuluş Mahallesi’nin tamamı ile Şehitler Mahallesi’nin bir kısmını kapsamaktadır. Tamamen muhacirler için oluşturulan bu mahalle, ızgara planlı sokaklarıyla dikkat çekmektedir. Bölgenin 1910 yılında çekilmiş bir fotoğrafında mahallenin nasıl planlandığı açıkça görülmektedir.
93 Harbi’nden başlayarak Bosna Hersek’i 1908 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ilhakına dek, hatta ilhak sonrasında da o bölgeden Turgutlu’ya çok sayıda muhacir gelip yerleşmiştir. Bosna Hersek muhacirlerinin bölgedeki ilk yerleşim yeri Boşnak Tepeköy olmuştur. Boşnak Tepeköy, günümüzde yine Boşnak köyü diye bilinen Kemalpaşa’ya bağlı Halilbeyli köyünün birkaç kilometre doğusunda, Turgutlu’ya daha yakın bir konumdadır. Zamanla Boşnak Tepeköy terk edilmiş; buranın sakinleri Halilbeyli başta olmak üzere yakın yerleşim yerlerine ve Turgutlu’ya taşınmışlardır. Bölgede şu anda herhangi bir yapı kalıntısı dahi mevcut değildir.
Salnamede muhacir iskân merkezi olarak beş yerleşim yerinden kalan üç tanesi Ilıca nahiyesine bağlıdır. Merkezi Ahmetli olan Ilıca nahiyesi, günümüzün Ahmetli ilçesini ve Urganlı çevreleri ile halen Turgutlu’ya bağlı olan kimi köyleri kapsamaktaydı. 93 Harbi sonrasında bölgede iskân edilen muhacirler için Burhaniye, Orhaniye ve Bayezid adlarını taşıyan üç köy kurulmuştur. Dikkat çekeceği üzere üç köyün isimleri de Osmanlı padişah ailesindeki fertlerin isimlerine dayanmaktadır.
Burhaniye, günümüzde Yeniköy adını taşımaktadır ve Urganlı’ya birkaç kilometre mesafededir.[3] Orhaniye ve Bayezid köylerinin nerelerde olduğunu kesin olarak tespit etmek ise şu an için mümkün olmamakla birlikte bu konuda çeşitli yorumlar ve bazı ipuçlarından çıkarım yapmak mümkündür. Urganlı’nın birçok eski ismi vardır ve halk arasında Orhaniye’nin de bu isimlerden birisi olduğu söylenmektedir. Ancak bu köy / kasabadan resmî belgelerde hiçbir zaman Orhaniye adıyla bahsedilmemiştir. Dolayısıyla Orhaniye köyünün belki de dönemin Urganlı’sının hemen yanında kurulduğu ve zamanla Urganlı kasabasının Orhaniye köyünü tamamen içine aldığını önem sürebiliriz. Benzer şekilde Bayezid köyünü de Ahmetli ile eşleştirmek mümkündür. Ahmetli Belediyesi’nin 2023 yılına ait faaliyet raporunun Ahmetli Tarihi başlıklı bölümünde, “Çerkezlerin buraya gelmesiyle Beyazıt adını almıştır.”[4] ifadesi yer almaktadır. Ahmetli’nin adı tarihin hiçbir döneminde ve hiçbir resmî belgede Beyazıt ya da Bayezid olmamıştır fakat yine dönemin Ahmetli’sinin hemen yanında bu isimle kurulan bir köyün zamanla Ahmetli ile birleştiği ve bundan dolayı bilgi karışıklığı oluştuğu şeklinde yorum yapmamız mümkündür. Bu çıkarımların kesin olmayıp yalnızca doğruluğu muhtemel yorumlar olduğunu hatırlatmakta yarar vardır.
Salnamede verilen tablonun çevrimyazısı şu şekildedir[5]:
|
|
Hane |
Zükur (Erkek) |
İnas (Kadın) |
Yekûn |
|
Kasaba Hamidiye Mahallesi |
381 |
723 |
643 |
1366 |
|
Kasaba Boşnak Tepeköy kariyesi |
24 |
71 |
62 |
133 |
|
Ilıca nahiyesine tabi Burhaniye kariyesi |
41 |
76 |
65 |
137 |
|
Ilıca nahiyesine tabi Orhaniye kariyesi |
17 |
79 |
68 |
157 |
|
Ilıca nahiyesine tabi Bayezid kariyesi |
24 |
19 |
68 |
77 |
|
Yekûn |
497 |
914 |
826 |
1870[6] |
1908 yılına ait olan bu salnamede Saruhan sancağında yalnızca iki kazaya muhacir iskân edildiğine dair bilgi mevcuttur. Bunlar, sancağın merkez kazası olan Manisa ile Turgutlu’dur. Manisa kazasına bağlı Ahmediye, Süleymaniye, Nuriye, Muhammediye ve Burhaniye adlarında köyler kurulmuş; bu köylere ve Manisa kaza merkezine toplam 12.645 muhacir iskân edilmiştir.[7]
Turgutlu’ya iskân edilen muhacir sayısı 1.366’sı ilçe merkezi ve 504’ü köyler olmak üzere 1.870’tir. Aynı günlerde Turgutlu ilçe merkezinin nüfusu 14.959’dur.[8] Toplam nüfus dikkate alındığında muhacir sayısının hiç de küçümsenmeyecek bir oranda olduğu rahatlıkla anlaşılacaktır. Ayrıca salnamede aktarılanların dışında yine ’93 Harbi muhacirleri için kurulan ya da onların kurduğu bir köy daha vardır. Killik adını taşıyan bu köy, anladığımız kadarıyla kısa süreli bir iskâna sahne olmuş ve sonrasında terk edilmiştir. Köyün sakinleri Turgutlu’ya taşınmışlardır. Killik’in bulunduğu yer, eski İzmir Yolu’nda Kızıl Yokuş diye anılan mevkiin yakınlarındadır.
Bölgeye muhacir olarak gelen binlerce kişi her göç sürecinde olduğu gibi başlangıçta muhakkak ki büyük sıkıntılar ve uyum sorunları yaşamışlardır. Kendi topraklarını, büyüklerinin mezarlarını, evlerini, yurtlarını terk etmiş olmanın psikolojik yönü ayrıca düşünülmelidir. Yine de aradan geçen zamanla bu bireylerin hepsi birer Turgutlulu haline gelmişler; evlilikler yoluyla yöre halkıyla daha da bütünleşmişlerdir. Bugün Turgutlu’da ikamet eden birçoğumuzun kanında onlardan da birer hisse vardır. Bölgeye göçler ve iskân hareketleri o günlerden sonra da devam etmiştir ve hatta günümüzde de artık zorunlu olmasa dahi farklı etkenlerle devam etmektedir.
[1] Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Vehbi İmamoğlu, “93 Harbi’nden Sonra Balkanlardan Anadolu’ya Göçler”, Geçmişten Günümüze Göç I, Samsun 2017, s. 141.
[2] Derin Paşaoğlu, “Muhacir Komisyonu Maruzatı’na Göre (1877-1878) 93 Harbi Sonrası Muhacir İskânı”, History Studies, Volume: 5 Issue: 2, March 2013, s. 353.
[3] Yeniköy hakkında detaylı bilgi için bakınız: Mehmet Gökyayla, “Burhaniye’den Yeniköy’e / Bir Köyün Tarihi”, https://www.turgutluyanki.com/yazarlar/mehmet-gokyayla/burhaniyeden-yenikoye-bir-koyun-tarihi/105185
[4] Ahmetli Belediyesi 2023 Yılı Faaliyet Raporu, s. 1.
[5] Tabloda verilen sayıların toplamlarında hatalar olduğu fark edilecektir. Orijinalde nasıl verildiyse buraya da düzeltmeden aktardık.
[6] Bu tablo miladi 1908 yılına tekabül eden Rumi 1326 yılına ait Aydın Vilayeti Salnamesi’nin 664. sayfasında yer almaktadır.
[7] Aydın Vilayeti Salnamesi 1326, s. 561.
[8] Aydın Vilayeti Salnamesi 1326, s. 662.
Yorumlar
Kalan Karakter: