Sivas Madımak Yangını
Reklam

Sivas Madımak Yangını

Atatürkçü Düşünce Derneği Turgutlu Şubesi Başkanı Ali Tezcan 22. Yılında Türk Gericiliğinin Şanlı (!?) Tarihi Sivas Madımak Olayı ile ilgili gazetemize yaptığı yazılı açıklamada;

Reklam
01 Temmuz 2015 - 23:50

Sivas Madımak Yangını

Atatürkçü Düşünce Derneği  Turgutlu Şubesi Başkanı Ali Tezcan 22. Yılında Türk Gericiliğinin Şanlı (!?) Tarihi  Sivas Madımak Olayı ile ilgili gazetemize yaptığı yazılı açıklamada;

   “2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Kültür Bakanlığı’nın  düzenlediği ve konuklarının da bizzat  Vali Ahmet Karabilgin tarafından çağrılı olduğu  geleneksel Pir Sultan Abdal  Şenliği sürecinde meydana gelen ve 33 konuk aydın, 2 otel çalışanı ve 2 de soysuz saldırgan olmak üzere 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan elim olay, Türkiye Cumhuriyeti’nin, kurulduğu yer olan Sivas’ta şeriat yanlılarınca yıkılmasına yönelik örgütlü bir kalkışmadır. Aziz Nesin adı burada yalnızca bir bahanedir.

Çok partili yaşama geçmemiz ve iktidara gelen tüm sağcı partilerin imam hatip okulu açmakta birbirleriyle yarışır hale gelmesi, ülkenin her yanında bu rejim karşıtı okulların açılması, üstüne bir de 12 Eylül faşist darbesi lideri Kenan Evren’in, elinde Kur’an’la meydan meydan dolaşıp küçücük beyinlere “ben de bir müftü torunuyum” diyerek sözde lâikliği anlatması , ardından ortaya atılan Türk - İslâm sentezi adlı kepazelik sonucunda ülkede zaten var olan alevî – sünnî karşıtlığı doruğa ulaşmıştır.O denli ulaşmıştır ki, oruç tutan, ya da namazını kılan hiç kimseye “sen bunları neden yapıyorsun” diye sorul(a)mazken, oruç tutmayan gençlerimizin yurtlarının 6. katından atılarak, bıçaklanarak öldürüldükleri, dövüldükleri, yaralandıkları ve sakat bırakıldıkları sahnelerle sık sık  karşılaşır olduk, hâlâ da karşılaşmaktayız.Daha bir hafta önce Erzurum ve İstanbul’da aynı sahneler yaşanmıştır.

92 yıllık cumhuriyetimiz, lâiklik ilkesinin inançlı – inançsız tüm bireyleri koruyan bir ilke olduğunu henüz içselleştirememiştir.Çok övünülen ve her fırsatta öykünülen Osmanlı döneminde Müslüman, Hrıstiyan, Musevi aynı mahallede kardeşçe yaşar,ordu ve devlet yönetiminde pek çok gayrimüslim üst düzey görevler almışken, bugünün lâik Türkiye Cumhuriyeti’nde Sünnî müslümanın dışındakilere neredeyse yok edilmesi gereken düşman gözüyle bakılması, artık sorgulanması gereken bir durumdur.

İslâm dininin bir zorlama dini olmadığı, “senin dinin sana, benim dinim bana” ilkesiyle hareket ettiği her fırsatta söylenir.Ancak, gelin görün ki, gerçek hiç te öyle değildir: Ülkemizde yaşanan  Kubilây, Kahramanmaraş, Çorum ve Sivas Madımak olayları , kendilerine Sünnî diyen bir kesimin alevi kesimine karşı hiçbir hoşgörüsünün olmadığının somut kanıtlarıdır. Türklerin nasıl Müslüman yapıldığı ise, apayrı bir bilimsel  çalışma konusudur.

Bugün dünyanın pek çok yerinde kafa kesen, insanları topluca kurşuna dizen, diri diri yakan ya da suda boğan, genç kız ve kadınların ırzına geçen, onları bir mal gibi satan; bu pislikleri yapmak için de , petrol zengini ya da Osmanlı rüyasıyla uyuyan  İslâm ülkelerinden her türlü desteği görenler de kendilerini Sünnî Müslüman olarak tanımlamaktadırlar. Bütün cinayetlerini de ne yazık ki “Allah-u ekber” (Allah büyüktür) nidalarıyla ve bir zafer sarhoşluğuyla yapmaktadırlar.

Sivas’takiler de öyle yaptılar.12 yaşından 66 yaşına kadar 35 canı “Allah-u ekber” nidalarıyla diri diri yaktılar ve karşılarında sevinç çığlıkları attılar.

O sırada devlet nerede miydi? Vali ve emniyet müdürü, vilâyetin bodrum katında, canlarının derdindeydi. Tugay komutanı elinde 5.000 kişilik güç varken, olay yerine yalnızca iki manga acemi asker göndermişti, belediye başkanı Temel Karamollaoğlu (ne oğlu, ta kendisi) hoparlörlerden halkının gazasını kutluyordu; Ankara’da ise 37 vahşice ölümden sonra, Sivas halkından kimse ölmediği için gösterdikleri sağduyu dolayısıyla bu güruhu kutlayan başbakan Tansu Çiller ve büyük (!) devlet adamı Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel  vardı.

Bu davanın sanıklarının avukatları da sonradan Erbakan’ın Refah Partisi’nden milletvekili ve bakan oldular.Hattâ bir tanesi Adalet Bakanı iken ve hiç utanmadan cezaevindeki müvekkilini ziyarete gitti.O avukatların pek çoğu daha sonra kurulan Adalet (?) ve Kalkınma  (?) Partisi’nden milletvekili ve bakan oldular.

Değerli dostlarım,ülkemizin durumu kısaca bu. Takdirlerinize saygıyla arz ederim.”  İfadelerini   kullandı HABER MERKEZİ

DİKKAT Tüm Hakları saklıdır! Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf ve video görüntülerin ve sair dokümanların hakları Yedieylül Gazetecilik ve Matbacılık LTD.ŞTİ’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılabilecektir.
Bu haber 7210 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Ali ayaz
    4 yıl önce

    Her fırsatta sağ partilere sallıyorsun, Din ve Şeriat-ı kötülemek için fırsat kolluyorsun. Allah'a şükür sağ her seçimde eze eze iktidara geliyor. Hem Atatürkçü Düşünce Derneği'ni Sol partinin bir organı gibi kullanıyorsun.

  • BEKTASI
    4 yıl önce

    SAGOLASIN Ali hocam

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Turgutluspor ile Kızılcabölükspor dostça: 1-1
Turgutluspor ile Kızılcabölükspor dostça: 1-1
Oksijen 375 Tesislerine restoran müdürleri, mutfak personeli, servis ve satış elemanları, kasiyerler alınacak
Oksijen 375 Tesislerine restoran müdürleri, mutfak personeli,...