Reklam

Madende eşini kaybeden Hidayet öğretmen, oğlu ve öğrencileriyle teselli buluyor

6 yıl önceki maden faciasında hayatını kaybeden 301 madenciden biri olan Ferhat Tokgöz'ün geride bıraktığı öğretmen eşi Hidayet Tokgöz, acısını yüreğine gömüp oğlu ve madenci ailelerin çocukları olan öğrencileri için örnek bir mücadele veriyor.

Reklam
Madende eşini kaybeden Hidayet öğretmen, oğlu ve öğrencileriyle teselli buluyor
13 Mayıs 2020 - 21:54 - Güncelleme: 15 Mayıs 2020 - 00:07

Madende eşini kaybeden Hidayet öğretmen, oğlu ve öğrencileriyle teselli buluyor
- Şehit Maden Teknikeri Ferhat Tokgöz'ün öğretmen eşi Hidayet Tokgöz:
- "Eşimi, çocuğumun babasını kaybettim, büyük bir acı yaşadım. Acımı yüreğime gömdüm. Ben bir eğitimciyim, görevime devam ediyorum. Dokunmam gereken sayısız çocuklar var"
- "Okulumuzda yüzde 90'ın üzerinde velimiz madenci. Çocuklar eğitilmeli. Madencilerin çocukları, madenci olabilir ama mühendis, tekniker olmalı"
- "Artık eskisi gibi olamayacağımı düşündüm ta ki okula tekrar dönene kadar. Okul değil benim için aslında şifahane diyebilirim. Ben şifayı okulda buldum. Travmadan sonra kaygılarımı, üzüntümü, korkularımı okulda çocuklarımla beraber yendim"

MANİSA'nın Soma ilçesinde 6 yıl önceki maden faciasında hayatını kaybeden 301 madenciden biri olan Ferhat Tokgöz'ün geride bıraktığı öğretmen eşi Hidayet Tokgöz, acısını yüreğine gömüp oğlu ve madenci ailelerin çocukları olan öğrencileri için örnek bir mücadele veriyor.

Eğnez Mahallesi'ndeki özel bir firmaya ait maden ocağında, 13 Mayıs 2014'te yaşanan faciada hayatlarını kaybedenlerin acısı dinmedi.

Yaşamını yitirenlerden maden teknikeri Ferhat Tokgöz, geride gözü yaşlı bir eş ve 2 yaşında bir evlat bıraktı.

Tokgöz'ün Türk-İş Madenciler İlkokulu Müdür Yardımcısı eşi Hidayet Tokgöz, 8 yaşına basan oğluyla oturduğu evinde, AA muhabirine konuştu.

Evlilik cüzdanlarını, eşinin kirli baretini, cebindeki parasını, cüzdanını, son sigarasını, çakmağını, çakısı ve fotoğraflarını kutsal bir emanet gibi saklayan Tokgöz, geçen 6 yıla karşın, acısının ilk günkü gibi taze olduğunu ifade etti.

Doğum gününde dünyaevine girdiğini, bu nedenle eşinin ölümünden bu yana, evlilik yıl dönümü de olan doğum gününü kutlayamadığını vurgulayan Tokgöz, "6 yıl geçti. 6 yıl ama bu 6 yıl içinde kaç Babalar Günü kutladık babasız. Ona keza kaç karne heyecanı yaşadık, kaç evlilik yıl dönümü kutladık." diye konuştu.

 

- "Onun gelmeyeceğini hissetmiştim"

Faciadan bir gün önce 12 Mayıs'ta eşinin gündüz vardiyasından eve sevinçle döndüğünü aktaran Tokgöz, yaşadıkları o son günü şu sözlerle aktardı:

"Eşim, 'Hadi üçümüz çarşıya çıkalım' dedi. Çıktık. Beşiktaş tırı gelmiş. Beşiktaşlıyız biz. Oğlumuz Selim'e Beşiktaş tişörtü aldık. İnanılmaz derecede mutluyuz. Önce onun annelerine gittik. Yemek yedik. Sonra benim annemlere geldik, çayımızı içtik. Sanki herkesle vedalaştı. Eve geç döndük. Beşiktaş tişörtlerini giydiler. Oğlu Selim'le son kez saklambaç oynadılar. Hiç unutamam geç olmasına rağmen uyumuyorlardı. 'Artık yatalım' dedim. O gece bir rüya ile uyandım. Sonra işe gittim. Eve döndüğümde kapı çaldı. Komşumuz, Ferhat'ı sordu. 'Pano patlamış' dediler. O an anlamıştım Ferhat'ın oradan sağ çıkamayacağını."

Olay günü tüm madenci yakınları gibi kendisinin de çaresizce beklediğini aktaran Tokgöz, şöyle devam etti:

"Herkes umutluydu ama ben gördüğüm rüya ile hissetmiştim onun geri gelmeyeceğini. Nitekim öyle de oldu. Gece haberi verdiler. Ben o andan itibaren bundan sonra ne olacak, ne yapacağım diye düşündüm. İki yaşında babasız bir çocuk ile ne yapacağımı düşündüm. Oğluma söyleyemedim. Beni ağlarken gördüğünde soruyordu, söyleyemedim. Babasını aramaya başladı ve sonra ona, babasının cennete gittiğini söyledim. Oğlum 6 yıldır hala babasının yokluğu ile savaşıyor. Ben sonuçta anneyim. Annelik bir yere kadar. Baba kısmını dolduramıyorum maalesef."

- "Oğlum için futbol öğrendim" 

Kendisini çocuğuna ve Soma Türk-İş Madenciler İlkokulundaki öğrencilerine adadığını ifade eden Tokgöz, şunları söyledi:

"Oğlum babasına çok ihtiyaç duyduğu anlarda çok çaresizlik yaşadım. Çok gece 'Anne ben babamı öpmek istiyorum' diye ağladı. Şehitliğe son gittiğimizde, 'Mezarını kazıp babamı görmek istiyorum' dedi. Çocukta ve annede derin bir iz. Söylemesi çok kolay ama 6 yıl geçti. Anne ile yapılan şeyler kısıtlı şeyler. Selim mesela inanılmaz derecede futbolu seven bir çocuk. 'Anne futbol oynayalım' diyor. 'Oğlum ben futbol bilmem, anlamam' diyorum. 'Anne ben öğretirim' diyor. Defansı, frikiği, penaltıyı, bunları bile öğrendim. Çünkü neden? O an ihtiyacı futbol oynamak. Başarabiliyor muyum? Hayır ama sırf o çocuk mutlu olsun diye inanın futbol oynamayı bile öğrendim."

- "Okulumda madencilerimizin alınteri var" 

Facianın ardından Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) tarafından yaptırılan okulda büyük bir gururla görevini sürdürdüğünü belirten Tokgöz, "Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, 'Faciadan sonra ne yapılabilir' dedikten sonra 'Okul yapılabilir' dendi ve Türk-İş Madenciler İlkokulu yapıldı. Şimdi o okulda görev yapıyorum. Müdür yardımcısıyım. Okula her gün gidip gelirken bilirim ki her bir karesinde işçi kardeşlerimizin, madencilerimizin alınteri var. Benim o okulda çalışmam tevafuk oldu. Anlamı çok büyük. Çünkü yüzde 90'ın üzerinde velimiz madenci. Madenci çocukları ile eğitime devam ediyoruz. Çocuklar eğitilmeli. Madencilerin çocukları, madenci olabilir ama mühendis, tekniker olmalı. Eşimi, çocuğumun babasını kaybettim. Büyük bir acı yaşadım. Acımı yüreğime gömdüm. Ben bir eğitimciyim, görevime devam ediyorum. Dokunmam gereken sayısız çocuklar var." ifadelerini kullandı.

- "Öğrencilerim benim şifam oldu" 

Facianın ardından travmayı atlatamayacağını düşündüğünü söyleyen Tokgöz, sözlerini şöyle tamamladı:

"Artık eskisi gibi olamayacağımı düşündüm ta ki okula tekrar dönene kadar. Okul değil benim için aslında şifahane diyebilirim. Ben şifayı okulda buldum. Travmadan sonra kaygılarımı, üzüntümü, korkularımı okulda çocuklarımla beraber yendim. Öğretmenler Günü'nde bir öğrencim, kalp içinde ağlayan bir öğretmen resmi çizip bana verdi. 'Bu öğretmen ağlıyor' dedim. O da dedi ki, 'Ama öğretmenim sen de ağlıyorsun.' Sonra kendime geldim, dedim ki 'Bu şekilde mi örnek olacağım?' Evet, büyük bir acı yaşadım ama öğrencilerimin yanında daha dik duruşlu, daha güçlü bir kadın olarak durdum. Onların yanında bir daha ağlamadım. Onlar benim şifam, iyileştiricim oldu." (AA)


DİKKAT Tüm Hakları saklıdır! Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf ve video görüntülerin ve sair dokümanların hakları Yedieylül Gazetecilik ve Matbacılık LTD.ŞTİ’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılabilecektir.
Bu haber 1559 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum