Reklam
Reklam

Çaldağı'ndaki Vahşi Madencilik Projesi AİHM Yolunda!

Turgutlu Çaldağı‘nda kurulmak istenen nikel madenciliği projesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne gönderiliyor

Reklam
Çaldağı'ndaki Vahşi Madencilik Projesi AİHM Yolunda!
08 Aralık 2019 - 16:00 - Güncelleme: 09 Aralık 2019 - 11:44

Çaldağı’ndaki Vahşi Madencilik Projesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yolunda!

 

Turgutlu Çaldağı‘nda kurulmak istenen nikel madenciliği projesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne gönderiliyor. “Vahşi madencilik” deyiminin türetilmesine de neden olan söz konusu madencilik projesi ile ilgili davanın AİHM’ye taşınabilmesi için TURÇEP ve yöredeki bir kaç yurttaş ile Ege Çevre ve Kültür Derneği‘nin başvuruları sonrası davanın avukatı Arif Ali Cangı tarafından gerekli girişimler geçtiğimiz günlerde başlatıldı.

 

Manisa ili Turgutlu ilçesindeki Çaldağı‘nda kurulmak istenen nikel madenciliği projesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne gönderiliyor. Söz konusu madencilik projesi ile ilgili davanın AİHM’ye taşınabilmesi için TURÇEP ve yöredeki bir kaç yurttaş ile Ege Çevre ve Kültür Derneği‘nin başvuruları sonrası davanın avukatı Arif Ali Cangı tarafından gerekli işlemler tamamlanarak başvuru süreci geçtiğimiz günlerde başlatıldı.

 

HALK MADENE İZİN VERMEDİ VE ÇALIŞTIRMADI

Çaldağı’ndaki nikel madenciliği projesi “vahşi madencilik” deyiminin türetilmesine de konu olmuştu. Bilim çevrelerinin “madencilik değil, facia” gözüyle baktığı Çaldağı’ndaki madencilik projesine karşı yöre halkının 10 yılı aşkın zamandır kararlılıkla yürüttüğü hukuk ve yaşam mücadelesi, böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi için yapılan başvuru ile yeni bir sürece daha taşınmış olacak.

İngiliz European Nickel şirketi projesi olan Çaldağı’ndaki nikel madenciliğine karşı yöre halkının yıllardır verdiği örgütlü ve kararlı mücadele nedeniyle maden işletmesi faaliyete geçememiş, ancak tesisler bir kaç kez el değiştirmişti. Çaldağı’nı projenin “amiral gemisi” ilan eden European Nickel şirketi halkın kararlı mücadelesi sonrasında tesisleri VTG Madencilik adında yerli bir şirkete devrederek çekilmesine rağmen, halkın direnişi karşısında yeni şirket de elindeki tüm hisseleri satarak projeden çekilmek zorunda kaldı. Madende hiç bir faaliyet olmamasına ve çalışmamasına rağmen, şu anda Çaldağı’ndaki Çaldağı Nikel A. Ş. tesislerinin sahibi olarak Nata İnşaat Şirketi bulunuyor.

SKANDAL MAHKEME KARARLARI

TURÇEP (Turgutlu Çevre Platformu) tarafından Çaldağı sorununun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülmesine neden ihtiyaç doğduğu ise, Türkiye’deki hukuk sisteminin tıkandığı ve yargı bağımsızlığının iyice çökmesi ile ifade ediliyor. “Kazandığımız davalar bile hukukun arkasından dolanarak sonradan bu projenin lehine çevrilmek isteniyor. Halkın sahada kazandığı mücadele adeta masa başında geri alınmaya çalışılmasına rağmen, bizler hukuk mücadelemizi devam ettireceğiz” açıklamasında bulunan TURÇEP, ayrıca ilerleyen günlerde Anayasa Mahkemesi’ne de yeni bir başvuru daha yapma çalışmalarına başlanacağını bildirdi.

 

2016 yılında Çaldağı madencilik projesi ile ilgili ÇED raporu mahkeme tarafından iptal edilmiş ve yöre halkının lehine sonuçlanmıştı. Ancak Bakanlık ve şirketin itirazı ile Danıştay kararı bozarak daha fazla sayıda bilirkişi atanması ve daha geniş bir çerçevede yeniden keşif yapılmasını istedi. Karara uyan mahkeme tarafından bu kez her biri kendi alanının uzmanı olan 9 kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak, mahkemece belirlenen 25 soruya da cevap verecek şekilde kendilerinden bilirkişi raporu hazırlamalarını istedi. 19 Şubat 2018 tarihinde yapılan keşif sonrasında raporlarını hazırlayarak mahkemeye sunan 9 kişilik uzman bilirkişi heyeti, ‘oybirliği’ ile “Çaldağı nikel madencilik projesi için hazırlanan ÇED raporunun yanlış ve yetersiz olduğu, projenin bir facia yaratabileceği ve Çaldağı’nda madencilik yapılamayacağı” kararını verdi. Bu bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemenin normal olarak vermesi gereken karar ÇED raporunun iptalini gerektirirken, mahkeme skandal bir karara imza attı ve bu bilirkişi raporunun daha önceki ÇED raporuna göre geçersiz olduğuna hükmetti.

MAHKEME BAŞKANI BİLE KARARA KARŞI

TURÇEP ve hukukçular ise mahkemenin bu kararını “bir hukuk skandalı” olarak tanımlıyor. Öyle ki mahkeme başkanı bile bu karara itiraz ederek “şerh” koydu. Çünkü maden şirketinin eksik ve hatalı olduğunu itiraf edip de bizzat kendisinin vaz geçtiği önceki ÇED raporunu bu kararına dayanak yapmış oluyor. Temyiz davasında da Danıştay’ın mahkeme kararına uyması sonucunda bu kez konu Anayasa Mahkemesi’ne taşınmak istendi. Ancak madenin çalışmaması ve bundan dolayı da herhangi bir zararlı etkisinin görünmediği ileri sürülerek AYM tarafından bu başvuru talebi reddedildi.

Tüm bu gelişmeleri ve kararları yargı bağımsızlığının vahim düzeyde zedelendiği şeklinde açıklayan TURÇEP, “Bütün bu gelişmeleri anlattığımızda sokaktaki çocuklar bile bu mahkeme kararına gülüyor. Bizler de Çaldağı konusunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyarak hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Ayrıca orman tahsis izni konusunda Danıştay tarafından Anayasa’nın 169. maddesi doğrultusunda verilen “Çaldağı’nda orman var, ormanlık alanlarda madencilik faaliyeti yapılamaz” şeklindeki kararının da yine hukukun arkasından dolanarak maden lehine değiştirilmeye çalışıldığını kaydeden TURÇEP, bu nedenle ilerleyen günlerde Anayasa Mahkemesi’ne konuyu taşımak için yeni bir başvuru daha yapılacağını bildirdi.

BU MADENCİLİK PROJESİ BİR “DAYATMA”NIN SONUCUDUR

Çaldağı’ndaki nikel madenciliği projesinin tamamen bir “dayatma” olduğunu belirten TURÇEP, “Başta Manisa ovası olmak üzere dünyanın en bereketli topraklarını yok edecek olan bu proje, İngilizler tarafından “madencilik” adı altında yapılan bir dayatmadır” ifadelerini kullanıyor.

 

Gerçekler neler?

Çaldağı’ndaki nikel madencilik projesi İngiliz European Nickel şirketi projesidir. Bu nedenle böyle bir madencilik projesini kullanmak isteyen dünyada bir başka şirket yok ve “dünyada ilk defa” uygulanmak istendi. European Nickel şirketi bu projeyi daha önce başka ülkelerde de denemek istemiş, ancak 2002 yılında Arnavutluk Çevre Bakanı, 2004 yılında da Sırbistan Enerji Bakanı tarafından ellerindeki tüm izinleri ve işletme ruhsatları da iptal edilerek, “ülkelerinde bu tür bir madenciliğe izin veremeyeceklerini” belirttiler. Avrupa ve Balkanlarda şansı kalmayan ve başka ülkelerde de gerekli izinleri almayı başaramayan European Nickel, 2004 yılından sonra Türkiye’ye gelerek Turgutlu Çaldağı için önce maden işletme hakkını elde etmiş, 2007 yılında da halktan adeta kaçırarak, halktan habersiz ÇED raporu aldı. AKP Hükümeti’nin ilk Çevre Bakanı olan Osman Pepe de Çaldağı’nda bu madencilik projesine izin vermeyerek direnerek, çevreye ve insana saygılı olmadıklarını belirterek, orman tahsisi için istenilen izni için imza atmayarak madencilik faaliyeti için kendilerine izin vermemiştir.

 

Osman Pepe’nin bu konudaki açıklamalarını izlemek için tıklayın: video link adresi: https://www.youtube.com/watch?v=bvkPVAzSsv4

 

Ancak bir süre sonra Pepe’nin görevden alınması sağlanmış ve yerine Çevre Bakanı olarak Veysel Eroğlu atanmış, Eroğlu makam koltuğuna oturur oturmaz gerekli imzayı atarak madene çalışma izni verdi. Gösterilen tepkiler üzerine ise “Hem İngiliz hükümeti, hem İngiliz büyükelçiliği, hem de İngiliz şirketi tarafından yapılan aşırı baskılar nedeniyle bu projeye izin vermek zorunda kaldığı” şeklinde savundu. Bu gerçekler de dönemin AKP’li Turgutlu Belediye Başkanı Serhat Orhan tarafından Turgutlu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Toplantısı sırasında “Sayın bakanımın bana söylediklerini sizlere aynen bakanımın ağzıyla aktarıyorum” diye anlatıldı.

Serhat Orhan’ın bu açıklamasını izlemek için tıklayın: video link adresi: https://vimeo.com/91103459

Ancak halkın kendilerine izin vermeyip gösterdiği direnişi aşamayacağını gören European Nickel şirketi, Çaldağı2ndaki tesisleri ve kurduğu paravan şirketi VTG Madencilik adlı bir Türk şirketine devretti. Yeni şirket tarafından yapılan ilk şey, yeniden ve hukuksuz şekilde elde ettikleri orman tahsis izni ile ‘5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Çaldağı ormanında 100 binin üzerinde ağaç katliamı yaparak, böylece “dünyada bir başka ilk”e imza atmak oldu.

 

Proje uygulanırsa neler olacak?

25 yıl sürecek madencilik faaliyeti süresinde 18-20 milyon ton sülfürik asit kullanılacak Bunun için yılda 1 milyon 200 bin ton sülfürik asit üretecek, dolayısıyla dünyanın en büyük sülfürik asit fabrikalarından biri Çaldağı eteklerine kurulacak Madencilik faaliyeti süresince hem proje hem de proje kapsamındaki sülfürik asit fabrikası için aşırı düzeyde su ihtiyacını karşılamak için maden şirketi tarafından Gediz Nehri ve tüm yeraltı su kaynakları tüketilecek Madencilik faaliyeti süresince kesilecek toplam ağaç sayısı 2 milyonu bulacak

 

Dünyada ilk defa Çaldağı’nda uygulanmak istene bu madencilik projesine bilim dünyasında ise “madencilik değil bir facia” olarak bakılıyor. Bu nedenle Çaldağı, “vahşi madencilik” deyiminin de türetilmesine konu oldu. Örneğin mesaisinin büyük bölümünü bir dönem “büyük bir facianın önlenmesi amacıyla bu projenin durdurulması” için harcayan İTÜ Madencilik Fakültesi Metalurji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Duman 18-20 milyon ton sülfürik asit kullanılmasının söz konusu olacağı Turgutlu Çaldağı nikel madenciliği için şöyle diyor:

 

“Böyle bir bölgede 25-30 yıl boyunca 18-20 milyon ton sülfürik asitin üstelik açık havada kullanılması madencilik falan değildir. Bu açık havada bir kimya fabrikası kurmak demektir.” Prof. Dr. Duman’ın deyimine göre; bu durumda bölge bir açık hava kimya laboratuarı haline dönüşmüş olacak. “Böyle bir madencilik olmaz, bu yapılan şeye madencilik denilemez” diyen Prof. Dr. İsmail Duman, “Açıkça bu kadar asitin kullanıldığı bir yerde ne tarım kalır, ne canlı kalır, dolayısıyla insan zaten kalmaz” derken, sonunda ne olacak sorusunun cevabını ise, madenin işi bitip de çekip gittiğinde bölgenin bir otun bile bitmediği çölleşmiş bir hal alacağı gerçeğini göstermeye çalışıyor. Kısacası milyonlarca tonluk sülfürik asitin böyle bir madencilik projesi için kullanımına madencilik denilemez, ama doğrudan yarattığı tahribat nedeniyle adına ancak “facia” diyebilmek mümkün!

 

Haber Merkezi

DİKKAT Tüm Hakları saklıdır! Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf ve video görüntülerin ve sair dokümanların hakları Yedieylül Gazetecilik ve Matbacılık LTD.ŞTİ’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılabilecektir.
Bu haber 1854 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum