
Atatürk’ten arındırılmış bir Türkiye’de Dindar gençlik yetiştirmek
TC ANAYASASI MADDE: 58 (Gençliğin Korunması)
Devlet,istiklal ve cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında , Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve devletlin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden,suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.
Milli Eğitim Temel Kanunu
Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı,Türk Milletinin bütün fertlerini,
1.Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milleti’nin milli, ahlaki, insani,manevi ve kültürel değerlerini benimseyen,koruyan ve geliştiren;ailesini,vatanını,milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan,insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
ANAYASA MADDE 24 - DİN VE İNANÇ HÜRRİYETİ
Din ve inanç hürriyeti
Madde 24- (1) Herkes din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak, tek başına veya topluca, alenen veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de içerir.
(2) Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç, düşünce ve Kanaatlerinden ve bunları değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tâbi tutulamaz.
(3) İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.
Yukarıya aldığım anayasa ve yasa maddeleri devletin Türk gençliğini yetiştirmek konulu görevlerinden bazılarıdır. Görüldüğü gibi hiçbirinde devlete “Dindar gençlik” yetiştirme görevi veren bir hüküm yok. Ancak, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı gençler yetiştirme görevi var. Başka ne var : İstiklal ve cumhuriyetimizin geçlere teslim edildiği, dolayısıyla bu gençlerin pozitif bilimin ışığında yetiştirilmesi gerekliliği var.Bu gençlerin devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kastedecek düşmanlara karşı yetiştirilip geliştirilme zorunluluğu var.Atatürk milliyetçiliğinin öğretilmesi var.Ulusal değerlerimizin benimsetilmesi ,korunması ve geliştirilmesi, insan haklarının ne olduğunun ve bunlara saygılı yurttaşlar yetiştirilme zorunluluğu var.Ve bütün bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar yetiştirme zorunluluğu var. Ama, dindar gençlik yetiştirme zorunluluğu yok.Yok,yok,yooookkkk. (böyle isteyenler çatlasın)
Ayrıca anayasa 24.maddede de herkesin din ve inanç özgürlüğüne sahip olduğu , kimsenin ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı ,inançlarından dolayı kınanamayacağı, suçlanamayacağı ve farklı bir işleme tabi tutulamayacağı kocaman harflerle yazılı.
Anayasamız 6.maddesinde egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğunu…..hiçbir kimse veya organın kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağını emreder.
Bugün bazı çevrelerde rahatsızlık yaratan o Gençliğe Hitabe, Ulu Önder’in 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde yapılan CHP 2. kurultayında verdiği 36,5 saatlik söylevin son bölümüdür ve Atatürk bunu şöyle anlatır:
“Bugün ulaştığımız sonuç,yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir emanet olarak bırakıyorum”
Türk gençliği de bugüne dek damarlarındaki asil kanın son damlası pahasına da olsa bu emaneti korumuştur ve sonsuza dek te koruyacaktır.
Şimdi elde bunca veri varken, ne yazık ki bir öğretim üyesi olan ve Türk Milli Eğitimini yıllarca yönetmiş birisinin kalkıp “Gençliğe Hitabe ve andımız ” ayet değil, tartışalım” demesi, başbakanın, “dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz” demesi, bazı aymazların okullardaki Atatürk Köşeleri ile resmi kurumlardaki Atatürk fotoğraflarının kaldırılması gerektiğini söylemesi, bazı “yetmez ama evet”çilerin de bunlara destek olması, abesle iştigalden başka bir şey değildir. Olsa olsa o beğenmedikleri , fakat bir şaheser olan Gençliğe Hitabe’yi ya hiç okumamış – ki buna olanak yok - ve içselleştirememişlerdir; çünkü, “Ey Türk Gençliği” diye başlar;ya da okumuşlar ve içinde Yüce Atatürk’ün 85 yıl önce öngördüklerini görüp utanmış ve rahatsız olmuşlardır. Ancak unutulmasın ki , okulların girişlerindeki ya da sınıflardaki Atatürk Köşelerini ve andımızı kaldırmaya yeltenirlerse o okulları başlarına yıkacak çelik gibi Atatürkçü bir gençlik , asil kanlarının son damlasına kadar her an görevinin başındadır.
Bugün söylemeye cesaret edemedikleri Atatürk’süz Türkiye Yaratmak ideallerine bu şekilde ulaşacaklarını zanneden dahili bedhahlara şunu anımsatmayı görev bilirim: Minarelerimizde günün 5 vakti ezan okunabiliyorsa ,Türk halkı ibadetini korkusuzca yapabiliyorsa, ulusal bayramlarımız her tür engellemenize karşın daha da coşkulu kutlanabiliyorsa, … genç kızımız artık görücü usulüyle evlenmiyorsa, özel yetkili savcılık ve mahkemelerinize karşın Türk halkı yine de özgür yaşıyorsa… tüm bunları o beğenmediğiniz Atatürk’e borçlusunuz. Bunları unutmayın ve artık kendinize gelin. Çünkü Atatürk’le uğraşmak olsa olsa sizin intiharınız olur.
Ali TEZCAN
ADD Turgutlu Şube Başkanı










