Eli öpülesi profesör

Eli öpülesi profesör

Manisa’dan 7 dakikada geldi, Turgutlulu annenin hayatını kurtardı

07 Ekim 2018 - 11:04

Eli öpülesi profesör

Manisa’dan 7 dakikada geldi, Turgutlulu annenin hayatını kurtardı

- Canını hiçe sayarak kanamalı hastası için 35 kilometrelik yolu 7 dakikada aştı ve annenin hayatını kurtardı. Ameliyat sonrasındaki durumu an ve an takiple hayata geri dönen anne ve ‘hayat’ bebek kucaklaştı.

- Baba yeter ve Hayat bebeğin 8 yaşındaki ağabeyi Yiğit ise: “Annemizi hayata döndüren hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır. Çünkü o canını hiçe sayarak annemizin hayatını kurtardı.” dedi.

- CBÜ Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.Koyuncu: “Bizim tek bir hedefimiz var; o da anneler yaşasın, yaşasın anneler. Belki bebek kurtulacaktı ancak bebeğin hayatında annesiz bir bütünlük sağlanamayacaktı.

TURGUTLULU 34 yaşındaki Selma Önder, ikinci çocuğunu dünyaya getirmek için ilçe devlet hastanesinde sezeryanlı doğuma girdi, bebeği dünya getirmeyi başaran doktorlar annenin yoğun kanamasının önünü alamayınca bu kez Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesinden yardım istendi. Kadın Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mümtaz Faik Koyuncu hayatını riske atarak yetişti. Manisa-Turgutlu arasındaki 35 kilometrelik kara yolunu 7 dakikalık sürede aşmayı başararak yaşamla ölüm arasındaki çizgide olan yoğun kanamalı anne Selma Önder’i hayata döndürmeyi başardı.

İki kez ölüm riski atlatan öğretim üyesi Prof.Dr.Mümtaz Faik Koyuncu, hastasını hayata döndürdükten sonra yaşamsal fonksiyonlarını farklı bir hastane ortamına transfer edilecek düzeye getirdikten sonra kendi sorumluluğu altında bulunan Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakıma nakli gerçekleştirdi.          

Manisa Organize Sanayi Bölgesindeki bir fabrikada vardiya amiri olarak çalışan baba Yeter Önder: “Allah önce dünyaya gelen kızım ‘Hayat’ı, sonrasında eşimi bize bağışladı. Faik hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır.” dedi.

CBÜ Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Mümtaz Faik Koyuncu; “Bizim tek bir hedefimiz var; o da anneler yaşasın, yaşasın anneler. Belki bebek kurtulacaktı ancak bebeğin hayatında annesiz bir bütünlük sağlanamayacaktı.”

Eşine ve dünyaya gelen bebeğine kavuşan baba Yeter Önder;

“İlk çocuğumuz Yigit Önder 2010 yılının Ocak ayında sezeryanlı doğum sonrasında İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesinde dünya geldi.

İkinci bebeğimizin kontrollerini yine İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesinde yaptırıyorduk. Sonrasında işim gereği kontrollerine Turgutlu Devlet Hastanesinde sürdürmeye başladık. Doktorumuz Murat İnceoğlu kontrol hekimimiz idi. 39. haftaya gelindiğinde sezeryanlı doğum hazırlıkları başladı. Çok ender görülen ‘Plesantanın rahim duvarlarına aşırı şekilde yapışması sonucu kanama’ meydana geldi. Hekimlerimiz kanamanın hızlanmasıyla birlikte CBÜ Kadın Doğum Ana Bilim  Dalı’ndan acil yardım talebinde bulundu. Bu talebe Üniversite hastanesinden bir tek Prof. Dr. Faik Mümtaz Koyuncu ‘Derhal gelirim’ yanıtının ardından kendi özel otosuyla hayatını da riske atarak adeta jet hızıyla 35 kilometrelik yolu 7 dakikalık süre içerisinde gelerek eşimi ölümün çizgisinden alarak annemize hayat verdi. Başta Faik hocamıza,Turgutlu Devlet Hastanesi Başhekimliğine, Koordinasyonu sağlayan Sağlık İl Müdürümüze teşekkür ediyorum. Dünyaya gelen kızımızın adını bu nedenle ’Hayat’ koyduk. Hayat bebek 3 kilo 840 gram olarak dünyaya geldi.” dedi.

Eşi ile 10 yıllık evli olan ve dünyaya getirdiği bebeğinin ardından aşı kanaması nedeniyle ölümle –yaşam çizgisi arasında gidip gelen 34 yaşındaki anne Selma Önder ise: “Biz dünyaya getireceğimiz bebeğimizi büyük bir mutluluk ve heyecanla getirmeyi beklerken ameliyat sırasında beklenmedik şekilde üzücü bir durumla karşılaştık. Ameliyat sırasında neler olduğumu hatırlamıyorum ancak ölümle yaşam arasındaki çizgiden döndüğümü öğrendim. Bana en çok koyan çocuğumu emzirememek ve kucağıma alamamak oldu. Yoğun kanama dolayısıyla antibiyotik uygulamasına tabii olduğum için bebeğimi emzirmem şimdilik sakıncalık. Bebeğimi görüyorum ancak emzirme olayı 15 gün sonra hayata geçecek. O günü sabırsızlıkla iple çekiyorum. Kızımıza ‘Hayat’ ismini verdik. Çünkü bize iki hayat verdi. İlki onun zor koşullarda dünyaya gelmesi ikincisi ise benim ölüm çizgisinden dönüp kızıma ve aileme kavuştuğum için. Hocamız eskort eşliğinde hastaneye ulaşarak ailemize hayat verdi.” şeklinde duygularını dile getirdi.

Kız kardeşi ‘Hayat’ı dünyaya getirirken son anda ölümün eşiğinden dönerek hayata bağlanan annesiyle ilgili konuşan minik Yiğit ise: “Faik amcaya çok teşekkür ediyorum, annemi kurtarıp bize geri getirdiği için. Dünyaya gelen kardeşime bizzat ben kendim bakacağım, gerekirse altını bile alır kendi ellerimle beslerim. O bizim hayatımıza bir güneş gibi doğdu”

35 KİLOMETRELİK YOLU 7 DAKİKADA AŞARAK ANNE VE BEBEĞİNE HAYAT VERDİ   

CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Kadın Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Faik Mümtaz Koyuncu; “Doğuma yakın dönemlerde oluşan kanamalar çok önemli. Günümüzde bunların sıklığı artmaya başladı. Bunların en önemli nedenlerden birisi sezeryan sıklığı. Rahim içerisinde olan ameliyatlar, düşükler küretajlar,hepsi bu tür kanamalara yol açabilecek riskleri arttırırlar. Bu hastamız Turgutlu Devlet Hastanesinde Kadın Doğum Uzmanlarınca sezeryanlı ameliyata alınmış. Ancak ameliyat esnasında çok ciddi yoğun kanama ile karşı karşıya kalınmış. Sağlık Müdürlüğü Üniversitemiz aracılığı ile benimle temasa geçerek tıbbi destek isteğinde bulundular. Hastanın o anki yaşamsal tablosu eks çizgisi yönünde idi. Hastayı bulunduğu hastaneden farklı bir hastaneye nakli yaşamsal fonksiyonları açısından mümkün değildi. Ameliyattaki uzman arkadaşlara benim ulaşmama kadar neler yapabileceklerini yol boyunca anlatırken 35 kilometrelik yolu 7 dakikalık sürede nasıl gittiğimi ben bile anlamadım. İki kez ciddi kaza riski atlattıktan sonra hastaneye ulaşıp hastanın kanama bölgesine müdahalede bulundum. Hastanın tansiyon ve nabzı yok gibiydi. Ameliyat sırasında toplamda 15 ünite kan verildi. Hastamızın da kanamasına yol açan duvarları dikerek, Mesane, İdrar kesesinin de onarımı yapılarak operasyonu başarılı şekilde sonlandırdık. Hastane yönetiminin hayat kurtarıcı ilaçları bünyelerinde bulundurmuş olmalarının hastamızın hayatta kalmasında büyük rol oynadı. Hastanın ambulans ortamında farklı hastaneye nakli uygun hale getirildikten sonra Celal Bayar Üniversitesi Kadın Doğum Ana Bilim Dalındaki kendi ünitemize alarak bundan sonraki kontrolleri bizim yoğun bakımda yapıyoruz.” dedi.

Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı Perinatoloji öğretim üyesi ve Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğinin Türkiye Genel Sekreteri Prof.Dr. Faik Mümtaz Koyuncu; 

"Biz Türkiye Genelindeki birçok bölgeye giderek  ‘Anneler yaşasın. Yaşasın anneler’ konularında meslektaşlarımıza özellikle sezeryan sonrasındaki yoğun kanamalar hakkında seminerler vererek onların bilgilendiriyoruz. Turgutlu Devlet Hastanesinde yaşanan olay da budur. Bunun gibi vakalara diğer illerdeki hastanelerde de rastlıyoruz. Bu yıl buna benzer vakaların sayısı 10’u aştı. En tehlikelisi ise hastamız Selma hanımın başına gelendi. Bu vakanın da üstesinden gelerek başardık ve bir anneyi hayata bağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Biz Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği olarak Dünya Kadın Hastalıkları ve Doğum Cemiyetinden ‘anne ve bebek ölümlerini’ düşürdüğümüz için Kanada’dan ödül aldık. Bu ödül Sağlık Bakanlığı ile yapılan çalışmalarla da anlam kazandı. Bizim bildiğimiz bir şey var anneler bizleri doğuruyor. Anneler yoksa hiçbirimiz yokuz. Bu bakımdan mutlak suretle annelerin yaşaması gerekir. ‘Anneler yaşasın yaşasın anneler’ projesinin hepimiz tarafından ilke edinilmesi gerekir. Selma hanımın kurtarılmasında 7 dakikalık yol boyunca bana eskortluk yapan Emniyetimizin katkısı küçümsenemez. Belki bebek kurtulacaktı ancak bebeğin hayatı annesiz bir bütünlük sağlanamayacaktı. Şu anda anne ve aile çok mutlu. Aslında bir o kadar da biz hekimler olarak çok mutluyuz. Selma hanımın hayatta olmasında mesleki dayanışmanın rolü bir kez daha kanıtlanmıştır. Annenin başına gelen bu kanama olayı bir erkeğin başına gelmiş olsa idi yaşama şansı sıfırdı. Kadınlar bu konuda daha dayanıklı ve dirayetli. Bebek ölümlerini yüz binde 14’e düşürerek bu alanda ödül aldık. Hedefimiz bu oranın 5’e düşmesidir. Bir iki yıl içerisinde 11’e düşürerek hızla hedeflediğimiz rakama doğru ilerleyeceğiz. Şuanda gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde bu oran 40 ve 60’lardadır. Hayat gerçekten güzel, o bebekte olduğu gibi. Bizim bildiğimiz hayat da gerçekten güzel. Peki herkesin yaşamaya hakkı var mı? Herkesin yaşamaya hakkı var. Ta ki Tanrı kendi hesabını yapıp karar verinceye kadar. Dolayısıyla hayatta tutunmasını sağlamak özellikle hekimlerin ve sağlıkçıların görevidir. Bu nedenle bu isim son derece anlamlı güzel bir isim. ‘Hayat’ bebeğin hayatı çok uzun olsun, sağlıklı olsun. İyi günler görsün diyorum küçük minik ‘Hayat’a.” şeklinde konuştu. Ahmet ÜNSAL

 

DİKKAT Tüm Hakları saklıdır! Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf ve video görüntülerin ve sair dokümanların hakları Yedieylül Gazetecilik ve Matbacılık LTD.ŞTİ’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılabilecektir.
Kaynak: Ahmet ÜNSAL
Bu haber 18229 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kaçak içki imalatına 7 gözaltı
Kaçak içki imalatına 7 gözaltı
Turgutluspor 1461 Trabzon deplasmanında
Turgutluspor 1461 Trabzon deplasmanında