29 EKİM’DEN 10 KASIM’A - I

29 EKİM'DEN 10 KASIM'A - I

Nüfusu taşıp gidiyor Turgutlu'nun, memleketimin; ana arterlerinde yükseklikleriyle uygarlık taslayan binalar,

09 Kasım 2018 - 01:09 - Güncelleme: 09 Kasım 2018 - 23:59

29 EKİM'DEN 10 KASIM'A - I

                                        Salih Özbaran* 

                                 

            Giriş

            Nüfusu taşıp gidiyor Turgutlu'nun, memleketimin; ana arterlerinde yükseklikleriyle uygarlık taslayan binalar, yollara sığmadıkları için yayalarına pek geçit vermeyen ve markaları sıklıkla değişen, göz kamaştırıcı arabalar. Asgari ücretliler ya da çoluk-çocuğuna bir şeyler götürmenin derdinde olanlar ve kaldırımlara kadar serilmiş veya vitrinlerinde parıldayan giyim/kuşam ve takılar için para tüketenler. Şu an, içinde yaşamasam da -sağlığım elverdiğince ziyaret etmeye çalıştığım memleketimde- onlar benim doğduğum Kasaba'daki hemşehrilerim.

Benim gibi 78 yaşında olanlar, daha yaşlı olup da sağlıklı bulunanlar veya daha genç kuşağı temsil edenler, eminim ki, 29 Ekim ve 10 Kasım tarihlerinin neyi ifade ettiğini bilirler; derinden bilincinde olanlar yaşça büyüklerinden dinlemişlerdir Cumhuriyet'in erdemlerini, faziletlerini; gurur duymuşlardır işittiklerinden, yaşadıklarından ve bilinçlendirmelerinden. Yaptığı fetihlerin doruğuna dayandıktan sonra, evrensel bilim ve teknolojiye yanıt veremeden günümüz Türkiye'sinin sınırları içine sığınmış Osmanlı İmparatorluğu'ndan neden ve nasıl yepyeni bir Cumhuriyet olarak ortaya çıkışının kıvancını yaşamışlar, yaşamaktalar; emperyalizmin işgaline uğrayan Kasaba'larının özgürlüğe kavuşmasından ve çağcıl değerlere ortak olmaktan, sağlıkta, hukukta, eğitimde, bayındırlıkta, kadın haklarında, tarımda, sanayide, bayındırlıkta geri kalmışlığı kapatma azminden gurur duymuşlardır. Bugün de duymaktalar.; gelecekte de duyacaklardır.

            Ancak, Cumhuriyet'in bahşettiği yaşam koşullarına kucak açan kurtarıcı Mustafa Kemal'in uygarlığa ortak oluşunu ve "hakiki mürşid" ilkesiyle bilimin değerlerini esas alarak onu ezberciliğin, başka bir deyişle, "naklî ilimler"in dışına çıkarma gayreti içine sokulduğuna tanık olanlar, bilimi/sanatı yeğleyenler üzülmekteler aynı zamanda. Cumhuriyet'in kazanımlarına vurulmak istenen darbenin ıstırabını çekmekteler. Doğrulanma ve yanlışlığı bilme, daha doğrusu sorgulama, aydınlanmada çağcıl değerleri yakalamada engellendiklerine tanık olmak -üzüntünün de ötesinde- çok şaşırmakta onları. Ama umutlarını da ayakta tutmaktan vazgeçmiyorlar; Atatürk ve dava arkadaşlarına olan tutkularını, sevgilerini ve devrimlerin değerini hiç unutmuyorlar. 

            Burada daha fazla sayma gereği duymadığım Cumhuriyet Rejiminin açtığı ufuklara, aydınlandırmalara karşı -çoğu zaman dini maske yaparak, onu kullanarak, dindarları dahi rencide ederek, demokratik ve dinsel temelli, yarı-feodal sömürü düzeninin bozulmasından korkarak- geçmişe dönme/döndürme özlemlerini bir yana bırakalım; Kasaba'da Cumhuriyet aydınlanmasıyla yaşanmış günlerin basit bir muhasebesini yapalım. Yani "muktedirler"in şu insafsızca "reklam arası" dedikleri günleri bir anımsatalım.

            Kurtuluş Destanı

            Geliniz, birkaç günlük bu yazı dizisinde önce, Kasaba çarşısında tellalın Kasaba'da "herkes evine gitsin, kimse sokağa çıkmasın" diye bağırdığı 29 Mayıs 1919 perşembe gününü hayal edelim. Rahmetli Dr. Niyazi Dinçsoy'un babasından naklettiği işgal günlerinin fabrika sireni ve kilise çanlarıyla haber verildiği günleri anımsayalım. Geliniz, Rahmetli Dr. İsmail Erkan'ın da babasından ulaştırdığı "her taraf yanmıştı" feryadını duyalım ve Halide Edib'in tanık olduğu üzere "süvarilerin ve atların hayalet gibi" göründüğünü, "hiçbirinin yüzünde bir dirhem et" kalmadığını, "kemirici bir ateşle" yandıklarını, "gözlerinin garip bir şekilde" parladığını, kocasına "ben seninle beraber ölürüm" diyen ve patlıcan tarlasında eline aldığı yanık bir odunla kocasının etrafını saran işgalci askerlere karşı savunan ve şehit olan Emine'nin öyküsünü hatırlayalım. Ve ardından Mustafa Kemal Paşa'nın 26 Ocak 1923 tarihinde Kasaba'ya gelişinde yaptığı konuşmasındaki "işgalden zafere" ulaşan muştulu sözlerinden birkaç cümlesini yineleyelim; hemen ardından da 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyet rejimini yüceltmek için Kasaba'da gerçekleştirilen çabaların nasıl sevgi ve özveriyle yapıldığını hatırlayalım:

            "Biliyoruz ki büyük sefaletler ve felaketler geçirdiniz. Evleriniz yakıldı, hemşehrilerinizden birçoğu şehit edildi. Fakat bütün bu cenk sizin için, heyetiniz için bir ders-i intibah ve teyakkuz [uyanış] olmuştur. Biz bu intibahla çalışacak olursak artık o kara günlerin avdetine imkân kalmaz. Milletimiz bu ziyanı az zamanda telafi edecektir (öğrencileri işaret ederek). Kalbimize ümit veren şu karşımdaki hanımlar ve binlerden fazla ahalimiz, ordularımızı bunlar temin edeceklerdir" (Mustafa Kemal, Kasaba, 26 Ocak 1923).

            * Emekli Tarih Profesörü

Foto: Gazi Mustafa Kemal Turgutlu'da

DİKKAT Tüm Hakları saklıdır! Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf ve video görüntülerin ve sair dokümanların hakları Yedieylül Gazetecilik ve Matbacılık LTD.ŞTİ’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılabilecektir.
Kaynak: Salih ÖZBARAN
Bu haber 1137 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Silahlı kavgada ağır yaralandı
Silahlı kavgada ağır yaralandı
İki gün önce sahibi ölen çiftlik evinde, 1528 parça tarihi eser bulundu
İki gün önce sahibi ölen çiftlik evinde, 1528 parça tarihi eser...